|
SON DAKİKA
Van Belediyesi'nden Deprem Fırsatçılığı
Türkçe Olimpiyatları'nda Ahmet Kaya Sürprizi
Özür Dilemek Erdemdir!
Din Adamına Kurşun
Suriye
Suphi Ertaş suphi.ertas@hotmail.com
Tunus’ta başlayan Mısır, Yemen, Libya. Arap baharı şimdi de Suriye de can alıyor. Neden Arap baharı dediler, bilmem. Bahar çiçeklerle gelirdi, insanlar da baharı sevinçle karşılardı. Baharda soğukların gitmesiyle birlikte üşümeler, titremeler yerini sıcak bir huzura bırakır. Ümitler yeşerir. Yarınlara olan umutlar filiz verir. Oysa Arap ülkelerinde çiçekler tek tek acımasız bir şekilde kökünden koparılarak toprağa veriliyor. Çöl ikliminin sıcağında öldürülme, yok edilme korkusuyla titriyor. Renkler don yemiş çiçek gibi solmuş. Birileri gitmiş, ama yerlerine kimlerin geldiği daha belli değil. Giden diktatörlere rağmen insanlar ölüyor, öldürülüyor. Anlaşılan bahar başkaları için gelmiş! Şimdi Suriye sırada. Esad babasında aldığı mirası aynı hoyratlıkla harcıyor. Kendi halkına kan kusturuyor. Kendisini istemeyenlere hayat hakkı tanımıyor. Ama öbür diktatörlere de pek benzemiyor, şark kurnazlığıyla hamle üstüne hamle yapıyor. Durmadan zaman kazanıyor. O zaman kazandıkça ölenlerin sayısı habire artıyor. Her hamlesinin arkasından yeni ölüm haberleriyle irkiliyor, vicdanlar. Şimdiye kadar ölenlerin, daha doğrusu katledilenlerin sayısı yedi bini üzerinde. İçlerinde çocuklar ve kadınlarda var. Rakamların ne kadar doğru olduğu da şüpheli, yaralıların sayısı ve hangi şartlarda tedavi edildikleriyse bir başka mesele. Zırhlı araçlarla şehirlere giren ordu birlikleri ağır silahlarla ölüm kusuyorlar. Batı ülkeleri ambargo, diplomasi, müdahale derken Ortadoğu' da ki müttefiki, en büyük silah müşterisi Suriye’yi de elinden kaçırmak istemeyen Rusya Birleşmiş Milletlerden Çin’le birlikte kınama kararının çıkmasına dahi izin vermiyor. İzinle yetinmekle de kalmıyor, gemiler dolusu silahı Rumlar üzerinden Müslümanların cellâdına yetiştiriyor. O da babasında yarım kalan işi tamamlamak için elinden geleni ardına bırakmıyor. Acımasızlığını televizyon ekranlarından dünya seyrediyor. Evet yalnızsa seyrediyor. Suriye üzerinden doğu batı bloklaşmasın hesaplaşması var. bu hesaplaşma sürerken, ölen insanlar kimsenin umurunda değil. Kaç kişinin yetim kaldığı, kaç kadının dul bırakıldığı, kaçının yurdundan barkından edildiğini kimse umursamıyor. Dünya yalnızca ölçülebilenlerle ilgileniyor, ölçüye gelmeyenler ise gözardı ediliyor. Korkular, endişeler, gözyaşları, şiddet sarmalının yol açtığı travmalar… bunlar kimsenin gündeminde değil. Bütün bunlar emperyalist güçlerin gözünde hiç mesabesindedir. Kendi menfaatleri için bırakın Suriye’yi, dünyayı ateşe verirler, Ruanda’da yaşananlar hala hafızalarda diriliğini koruyor. Onların izinden giden anlayışlardan da farklı bir şey beklenmez. Hama ve Humus’a ateş kusan Esad’a bakılırsa, boynuz çoktan kulağı geçmiş. Herşeye rağmen, Türkiye, köprüleri bu kadar çabuk atmasaydı, diyorum. Belki daha sağlıklı sonuç alınabilirdi! Kim bilir?
Yükleniyor...
|
![]() |