TEKNOLOJİ
SAĞLIK
EĞİTİM
ETKİNLİKLER
ORTADOĞU
VAN
HAKKARİ
ŞIRNAK
GENEL
MAGAZİN
DİNİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
YEREL
POLİTİKA
ASAYİŞ
ÇEVRE

SİYASET ALANINDAKİ PATİNAJ NASIL AŞILACAK?


Prof. Dr. Ahmet Özer

Prof. Dr. Ahmet Özer

06 Temmuz 2016, 10:16

Neler oluyor?

AKP 7 Haziran’da büyük güç kaybedince ve Rojava’da Kürtler bir statüye doğru ilerleyince bu iki unsuru tersine çevirmek için savaşı körüklemiş, yarattığı çatışmalı ortamı aynı zamanda başkanlığa giden yolun aracı olarak kullanmak istemiştir. PKK ise Türkiye’nin Rojava’daki tavrını engellemek, Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni değerleri kendi lehine kullanmak maksadıyla başlatılan  savaşa katıldı.

AKP’nin örgütün belini kırma isteği ve politikası büyük yıkımlara yol açarken, PKK de bu politikaya büyük kayıplarla karşı koymaya çalşımaktadır. Bu da ülkeye büyük zarar vermektedir.  AKP bu yolla sadece PKK’ye bir ders verme peşinde değil, bir yandan Rojavadaki gelişmeleri engellemeye çalışırken öte yandan Kürtlere bu gün ve gelecek için adeta aba altında sopa gösteriyor. 
 Bütün bunlar gösteriyor ki siyaset bu gün çözümün bir parçası olmak yerine kendisi giderek çözülmesi gereken  sorunun bir parçası haline geliyor. Nitekim bu tablodan dolayıdır ki İçişleri Bakanlığının verilerine göre 25 Temmuz 2015’ten beri olaylardan etkilenen vatandaş sayısı 1 milyon 200 bin kişidir. Sağlık Bakanlığına göre göç eden insan sayısı 350 bin civarındadır. Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına göre  600 civarında güvenlik görevlisi  (asker, Polis, korucu) bu çatışmalarda ölürken PKK’nın kayıpları bunların en az birkaç misli daha fazladır. Bunlar resmi veriler, gayri resmi veriler hem ölümler hem göçler konusunda bu rakamların çok üstünde olduğu ileri sürülmektedir.
 
 Siyaset patinaj yapıyor
 
 Yaşananlar siyaset alanında bir patinaj olduğunu açıkça gösteriyor. Uzunca bir dönemdir çatışmalar, ölümler yıkımlar konusunda bir dirhem ileri gidilmiyor. Savaşın getirdiği yıkımlar, ekonominin sürüklendiği sıkıntılar, yanlış diplomasinin yol açtığı tecrit ve itibarsızlaşma ve tüm bu olumsuzlukları örtmek için  yapılan yanlış uygulamalar ve çabalar. AKP iktidarı bu yanlışları düzeltmek yerine üç yanlış yola yönelmiş durumda.
 
 Yanlışlar giderek sürekli bir hal alıyor
 
 Hamaset siyaseti yapılıyor: Şehit cenazelerinden tutun da komşu ülkelerle ya da AB ve ABD ile dış ilişkilere kadar bolca hamaset yapılmakta. Sözgelimi; şehadet övülüp yoksulların daha da ölmesi istenirken; kimse de çıkıp “siz madem bu işleri bu kadar iyi biliyorsunuz, siz cennete gitmek istemiyormusunuz; kimsenin ölmesini istemeyiz ama bu sürekli övdüğünüz şehadet şerbeti neden bir türlü sizlerin  oturduğu villalarda içilmiyor?” diye sormuyor/soramıyor. Yoksa vatan sadece yoksulların vatanı mı? Y a da şöyle mi demeli;  yeme içme, lüks ve sefa içinde yaşarken vatan sizin ama ölme zamanı yoksulların vatanı, öyle mi?
 
 Bir lider kültü oluşturulmuş durumda: Her şey liderin iki dudağı arasından çıkacak  bir lafa bakıyor. Pozisyonlar ona göre alınıyor, bıyıklar ona göre kesiliyor, işler güçler ona göre  ayarlanıyor, Türkiye ona göre yönetiliyor. Öyle ki Adalet Bakanı bütün Türkiye’nin gözünün içine baka baka “ bu parti Tayyib’in partisi” diyebiliyor. Bugün söylediği yarın yasa olarak toplumun önüne getiriliyor; demokratik bir ülkede görülmeyecek bir şekilde sözleri ayakta hazırolda dinleniyor, huşu içinde rucu ediliyor.  Sonra da çıkıp halka demokrasi dersi veriyorlar.
 
 Üçüncü yanlış ise; içerde ve dışarda ölümcül düşman üretme politikalsıdır. Bu politika dışarda dost ülke bırakmadığı gibi içerde de ülkeyi ortadan yarmış, kamplara, kutuplara ayırmıştır. Hiçbir dönemde görülmediği kadar bir kutuplaşma bir kamplaşma yaşanmaktadır. Bu bir ülkenin başına gelebilecek en ağır felaketlerdendir. Ülkenin bunca sorunu varken iktidarın bu yanlışların içine savrulması sadece kendine değil, ülkeye de  büyük zarar vermektedir.
 
Peki, ne(ler) yapılabilir?
 
 1)Ekonomik alanda iyileştirmelere gidilebilir. Bu hem içerde hem de dışarda bazı radikal ve yapısal değişiklere gitmeyi gerektirmektedir.
 
 2)Sosyal alanda meydana gelmiş olan çok büyük tahribatlar var. Bunlar giderilebilir.
 
 3)Hukuk alanında, anayasa değişikliği başta olmak üzere bazı temel yasalarda yapılacak olan değişiklerle bir çok alanda eşitliğin altı çizilebilir.
 
 4)Dokunulmazlıkların kaldırılması, terör tanımının genişletilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yeni yasaların çıkarılması, askere ve polise olağan üstü yetkiler verilmesi, onları işleyecekleri suçtan muaf tutulması siyasal alanı daraltan demokrasiyi iyileştirilmesi zor şekilde yaralayan adımlardır. Bunlar kaldırılabilir.
 
 5))Bununla birlikte ötekileştirici ve barışı zehirleyen bir dil kullanılması, sürekli bir bölünmeden bahsedilerek toplumda bu konuda bir  paranoyaya yol açılması ciddi sıkıntılar doğurmaktadır. Bundan vazgeçilebilir.
 
6)Kurumların tamamen siyasi hesaplarla ele geçirilmesi demokratik işleyişi sekteye uğrattığı gibi iktidarın çok sevdiği deyimi ile kamu düzenini de berhava etmektedir. Bu derhal terkedilmelidir.
 
7) Kamu sadece AKP olmadığı, kamuoyunun da sadece AKP seçmenlerinden oluşmadığı gerçeği bilince çıkarılarak ona göre hareket edilebilir.
 
Bu uygulamalar ülkeyi nereye götürüyor?

Bir kere Rusya’ya içerde meydan okuyup el altında elçi göndermek, İsrail’e atıp tutarken gizliden masaya oturmak, Esad’ı önce Esed yapıp ardından tekar Esad’a çevirmeninin arayışlarına girmek vs. siyaseti ülke için hiçbir rasyonel getirisi olmadığı gibi itibar kaybına da yolaçıyor.

İkincisi, başta yargı olmak üzere medyanın, polisin, ordunun ve benzeri kurumların ülkenin kurumları olmaktan çıkarılıp adeta AKP’nin kurumları haline çevrilmesi sadece devlete ve topluma zarar vermekle kalmıyor eninde sonunda bir bumerang etkisiyle kendini kurgulayan, yönlendiren kuruma da zarar veriyor.

Son olarak, çatışmalar AKP ve HDP tabanını daha da belirginleştirirken, iki tarafı da benimsemeyen bir seçmen kitlesinin toplandığı bir gri alan oluşuyor. AKP’nin politikalarını benimsemeyenler HDP’ye gitmediği gibi,  PKK’nin hendek siyasetini benimsemeyen Kürtler de devlete ve AKP’ye dönmüş değil,  şimdilik bu gri alanda toplanmış durumdalar.
 
Sonuç

Her ne olursa olsun bu durm sürdürülebilir değil. Behemahal değişmelidir. Kim değiştirecek? Elbette ki toplpum baskısı ve bunu örgütleyecek  güçlü bir muhalefet değiştirecek. Ancak muhalefetin iktidarı değişitirip dönüştürmesi için öncelikle kendisinin değişip dönüşmesi de  önemli bir gerçek olarak önümüzde duruyor.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.