TEKNOLOJİ
SAĞLIK
EĞİTİM
ETKİNLİKLER
ORTADOĞU
VAN
HAKKARİ
ŞIRNAK
GENEL
MAGAZİN
DİNİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
YEREL
POLİTİKA
ASAYİŞ
ÇEVRE

SİNEMANIN TÜKENMEZ HAZİNESİ: KUTSAL METİNLER


Musa Eşref

Musa Eşref

22 Haziran 2016, 11:58

Sinema sektörü ve onun her şeyi kullanışlı bir “meta” haline getiren efsunlu dünyasına dalmadan önce, Kıyamet mevhumunun dört kitapta ele alınış biçimine kısaca göz atalım:
 
Kutsal metinlerin tümünde, insanlık tarihinin son günü olarak tanımlanan “Kıyamet Günü”ne değinilmiştir. Hüküm Günü, Büyük Gün, Hesap Günü, Yargı Günü gibi farklı adlandırmalarla anılsa da bütün mukaddes metinlerde değinilen, üzerinde durulan bir kavramdır kıyamet.
 
Kur’an’ı Kerimde, Kıyamet günüyle ilgili pek çok ayet vardır ve bu ayetler Kıyamet hadisesini oldukça “sarsıcı” bir lisan ve üslupla anlatır. Tek başına Zilzal (Zelzele) Sûresi dahi, Kıyamet hakkında kafa konforumuzu bozmaya, bizleri düşündürmeye yeter de artar bile:
 
Rabbimiz şöyle tasvir ediyor yaşayacaklarımızı: “Yer, o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı, Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı, Ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman; O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir” (Zelzele, 1-5).
 
Dağların yerlerinden oynatılması, yürütülmesi ve parçalanmasıyla ilgili bir başka ayette ise, şöyle bir tasvir yapılmıştır: “Sana dağlar hakkında soruyorlar. De ki: Benim Rabbim, onları darmadağın edip savuracak Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır. Orada ne bir eğrilik göreceksin, ne de bir tümsek.” (Taha, 105-107) kullanılan ifadelerdeki kesinlik ve keskinlik yaşanacakların dehşeti hakkında ipucu verir gibidir.
 
Kur’an-ı Kerim’de resmedilen edilen felaket sahneleri, kullanılan dil ve üslup bakımından oldukça canlı, net ve etkileyicidir. Semantik ilmi zaviyesinden bakıldığında insan aklının ve idrakinin sınırlarını zorlayan bu kelimeler, sadece zahiri anlamları itibariyle bile yeterince etkileyicidir: "Bizim, göğü kitabın sahifelerini katlar gibi katlayacağımız gün, ilk yaratmaya başladığımız gibi, yine onu (eski durumuna) iade edeceğiz. Bu, bizim üzerimizde bir vaiddir. Elbette, biz yapıcılarız” (Enbiya, 104). Gökyüzünün, bir kitabın sayfaları gibi katlanıp dürülmesi, en etkileyici Hollywood sahnelerinden çok daha akılda kalıcı bir ifadedir, azıcık hayal gücünü kullanabilenler için.
 
Yine devam ediyoruz Teâlâ’nın sözleriyle: “Artık sur’a tek bir üfürülüşle üfürüleceği. Yeryüzü ve dağlar yerlerinden oynatılıp kaldırılacağı, ardından tek bir çarpma ile birbirlerine çarpılıp parça parça olacağı zaman. İşte o gün, vakıa (bir gerçek olan kıyamet) artık vuku bulmuş (gerçekleşmiş)tur. Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün, ‘sarkmış-zaafa uğramıştır” (Hakka, 13-16). Bir başka kıyamet sahnesinde: Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği’ zaman, Gök yarıldığı zaman Dağlar, kökünden sökülüp savrulduğu zaman ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman…” (Mürselat, 8-11). Kıyamet saatinin dehşeti noktasında insanları uyarmak için kullanılan bu ifadeleri, dünyanın pek çok yerinde yaşanan deprem, yanardağ patlaması, sel, heyelan gibi hadiselerle paralel düşündüğümüzde, yaşanan büyük felaketlerin, yaşananların, onca korkunçluğuna rağmen, oldukça küçük kaldığını görürüz.
 
Mukaddes kitabımızda pek çok yerde ayrıntılı biçimde anlatılan bu tabloların tamamından burada söz etmemiz elbette mümkün değil. Fakat gerek dil, gerekse muhtevası bakımından insanı ürperten şu ayet-i kerime bile tek başına çok her şeyi özetliyor gibidir: “Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün; Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengârenk yün gibi olacak” (Mearic, 8-9).
 
 
Kur’an’da, Kıyamet’e ait tablolar resmedilirken en çok vurgulanan duygu, “korku”dur. İnsanların o gün yaşananların dehşetinden duyacakları büyük korku muhtelif ayetlerde şöyle tasvir edilir:
 
 
-          Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır. (Kamer/6)
 
-          Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir. (Yasin/49)
 
-          Yer şiddetle sarsıldığı, Dağlar serpildikçe serpildiği/ Dağılıp toz duman haline geldiği/ Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman… (Vakıa/ 4-7)
 
Kur’an’ı Kerim’in yanı sıra diğer kutsal metinlerde de Kıyamet hakkında ayrıntılı tasvirler anlatılır. Bu metinlerin ortak özelliği, insanın yaşanacaklar karşısında duyacağı çaresizliği ele alıyor olmalarıdır.
 
Buraya kadar yazdığımız Kıyamet konulu ayetler, Kur’an’ı Kerim’de anlatılanların küçük bir derlemesiydi. Kutsal kitabımızda pek çok yerde Kıyamet hadisesi teferruatlı bir şekilde ele alınmıştır.
 
Bir dahaki yazımızda, İncil, Tevrat ve Zebur’da bahsedilen Kıyamet hadisesine ve sinema sektörünün bu hadiseleri ele alış biçimine değinmeye çalışacağım.
Esen kalınız.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.