Seçim Paronayaları

06 Şubat 2014, 22:07

Seçime az bir süre kala en önemli kartlar da masaya sürülüyor/sürülecek.  Bu son kozlar halk üzerinde seçmen nezdinde ağır paranoyalar oluşturmaya yönelik olacağa benziyor. Bölgemizde tek hakim parti olmak isteyen malum çevreler ’oyunuzu kendinize verin’ (reya  xe bıdene  xe) diyerek açık bir ırk temsiliyeti  ortaya koyuyorlar.

 Bunun anlamı, açılımı nedir? Söylemleri şu mudur: Yani sorunlarınızı sadece biz çözeceğiz. Sizin sahibiniz sadece bizleriz. Kürt halkının hakları bizim elimizdedir. Biz belediyeyi almazsak başınıza neler gelir biliyor musunuz?

 Diğer siyasi partiler Türk partisidir, düzen partisidirler, faşisttirler. Bu bölgede eğer Kürtler başka partiler kursalar ve eğer onlar da bize bağlı çalışmasalar onlar da kurulu düzenin dostu ve Kürtlerin düşmanıdırlar. Onlara oy verilmez/verilemez! Onlar demokrasiden anlamazlar. Ana dilde eğitimden yana tavır belirlemezler. Bu ve benzeri söylemlerle hatta daha önceki seçimlerde görüldüğü gibi tehditler ve zorbalıklarla seçmen üzerinde ağır bir baskı oluşturuluyor. Oy verme gününe kadar daha farklı uygulamaları da görülebilir. Bunun mahalle baskısıyla açıklanacak bir yanı yok.

Bu düpedüz zorbalık ve kabadayılıktır. İktidar partisi adayı Osman Nuri Gülaçarın esnaf ziyaretinde saldırıya maruz kalmasından sonra malum siyaset temsilcilerinin yaptığı açıklamalarda bir cümle oldukça dikkat çekiciydi; -Efendim madem esnaf onları istemiyor neden ziyarete gidiyorlar olaylara sebep oluyorlar.- Neresinden tutulur bu açıklamanın?  Kürt halkının kazanımlarının sadece kendi gayretlerinin bir ürünü olduğunu savunan bir anlayış başkalarına söz hakkı tanımamakta kararlı görünüyor. İnsan hakları, demokrasi, özgürlük sloganlarını bayraklaştıran devrimci arkadaşların demokratlığı bu kadar mı olmalıydı? Neden hala anlaşılmamaktadır ki bu memlekette Kürtler için mücadele eden/edecek olan başkaları da vardır ve olmuştur. Yakın tarih bu mücadelelerin örnekleriyle doludur. Şiddet dışı yöntemlerle bir halkın özgürlüğü savunulamaz mı? Dünyada bunun örnekleri yok mu?

Bu baskı stratejisi, bu tehditler, bu kabadayı ve dışlayıcı stratejiler bir bumerang gibi baskıyı kuran çevrelere yönelecek ve onlara zarar verecektir. Hem yaşadığımız bu kent açısından bakarak geçmişten ders almak lazım. Yapılan hizmetlerin kalitesine bakmak lazım. Yapılması gerektiği halde yapılmayanlara, birikmiş borçların oranına, uygulanmayan projelere bakmak lazım. Bu arada kararsız seçmenlere de seslenmek gerekiyor. Günü ve geleceği iyi okumanız gerekiyor. Bu coğrafyada yaşamayı düşünüyorsanız ki başka alternatifiniz yok. O halde gerçek anlamda bir tercihle karşı karşıya kaldığınızı unutmamanız gerekiyor. İnsanları, inançları başka ırkları, aşağılamakla siyaset yapılamaz. Bugün bunu yapanları dünün İttihatçılarından ne farkı vardır. Her düşünce saygıya layıktır ama ırkçılık ve faşizanlık asla.

Sözün burasında yazar Latif Bozdemirin şu tesbitlerini hatırlatmakta yarar görüyorum.’Eğer demokrasiyi içimize sindiremiyorsak, demokrasi mücadelesi bizim için havanda su dövmek gibi bir şey olur. Gelinen nokta da; Kürt siyasetçiler de dönüp kendilerine şu soruları sormak zorunda. “Ben gerçekten demokrat mıyım.”Ya da “benim için demokrasi ne kadar önemlidir.” Başka bir deyimle , ”ben demokrasiyi nereye ve ne zamana kadar sindirebilirim.”Asgari düzeyde kendini demokrat gibi düşünen her kes bu sorulara yüreklice yanıt vermelidir. Görülecek ki içten gelen sesler, gerçekçi ve masum ikrar ile dıştaki davranışlarımız arasında bir kopuş var. Yani özcesi bugün her kesin kendini demokrasi sınavından geçirmesi gerekmektedir.

Demokrat olmak ancak bu biçimde anlam bulabilir. Önce kafalardaki saksılar yıkılmalı, eski algılar değişmeli ve dünyaya, topluma yeni ve gerçekçi bir bakışla bakmalıyız. Bu bakışı gerçekleştirirken elbette ki kişilerin, kitlelerin ve halkların ancak demokrasiyi özümleyerek ona kavuşabileceklerine; yani onların iradesinin tecelli etmesindeki demokrasi bilincine de bakmak ve ona göre değerlendirme yapmak gerekir. Kürtler demokrasiye en çok ihtiyacı olan halklardan biridir.

Birçok insani ve demokratik haklarını hala kullanamamaktadır. Kürt demokratik muhalefeti halkın demokrasiyi gerçekleştirmek konusundaki potansiyelinden yeterince yararlanamamaktadır. Ya da halk kitlelerinin özlemini duyduğu demokratik yaşamın ancak özgür ve bağımsız düşünebilme ve demokratik düşünceyi olmazsa olmaz bir yaşam ilkesi gibi görmekle mümkün olacağı aşikardır. Kürt potansiyelinin şiddete yöneltilmiş yönünü şiddet dışı barışçıl ve demokratik bir kanala yöneltmenin yolu eldeki demokrasi silahını ustaca kullanabilmekten geçer. İkna, diyalog, hoşgörü, saygı; herkese gerekli olan erdemlerdir. Çoğulculuk, farklılık, renklilik, karşıtların bir arada yaşayabilme olanağının sağlanması, ülkemizde yaşamı zenginleştirebilir, siyasetimizi monoton olmaktan kurtarır.’

 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • mehmet vanlıi 11 ay önce yorumlandı

      sen hüdaparı duymadın mı hocam

    banner71
    banner72
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Diyanet İşleri Başkanına 1 Milyon TL'lik Makam Arabası alınmasını Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    Karikatür
    • Karikatür Dünyası
    Arşiv

    banner100

    banner86

    banner83

    banner87