|
SON DAKİKA
Nil'in Çocukları Firavunu Devirdi
Erdal Şahin erdalsahin65@hotmail.com
Mısır, gerek medeniyetiyle gerekse de tarihi ve önemli olaylarıyla dünya. Gündemindeki yerini ve önemini hep korumuştur. Zira mısır Kutsal kitaplarda ismi olan kadim ülke, Mısır, firavunların ve Musaların diyarı. Nil’e beşiklik eden masallar ülkesi ve Nil’in hayat verdiği çorak topraklar. Yusufların pazarlarında esir diye satıldığı ve esir olarak satılan Yusufların bir gün gelip vezir olduğu diyar. Mısır, Züleyhaların diyarı ve Züleyhaca entrikaların yaşandığı ülke. Ve sabır ile azmin zaferini öğreten toprak. Ve Mısır, yine dünya gündeminde, yine önemli gelişmelere gebe.
Tarihte unutulmayan, tarihe damgasını vuran olaylar vardır: tarihin seyrini değiştiren olaylar. İşte 17 Aralık 2010’da bir Kuzey Afrika ülkesi olan Tunus’ta meydana gelen bir olay böylesi bir olay olsa gerek. İşsiz olduğu için sokakta seyyar satıcılık yaparak yaseminler satan Muhammed Boazizi adlı Tunuslu gencin arabasına el koyan zabıtalar nereden bileceklerdi ki çeyrek asırlık iki diktatörün yıkılışının yok oluşunun ilk kıvılcımını tutuşturduklarını. Hayat böyledir işte, bazen küçücük bir kıvılcım dünyayı yakmaya yetebiliyor. Muhammed Boazizi bu gasp üzerine kendisini yakarak, Tunus ve Mısırdaki dikta yönetimlerinin sonunu getiren tarihi bir sembol oldu. Dünya tarihinin her döneminde tarihi olay ve gelişmelere şahitlik eden Ortadoğu coğrafyası, bu günlerde tarihe damgasını vuracak yeni olaylara ve gelişmelere sahne oluyor. Tarih şöyle bir gerçeği göstermiştir ki bu coğrafyanın sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle buraya hâkim olan her kimse, dünyaya da o hâkim olmuştur. Elbette böylesine önemli bir konuma sahip olan bu önemli coğrafya üzerinde, her dem bir güçler savaşı, bir hâkimiyet mücadelesi de var olagelmiştir. Yirminci yüzyılın başlarında Osmanlı devletinin yıkılmasının ardından batılı sömürgeci güçler bu bölgeyi kendi aralarında parselleme yarışına girmişlerdi. Böylelikle amaçlarına ulaşan sömürge güçler buralardan çekilince kendi sistemlerini yerleştirmek ve devam ettirmek için bölüp parçaladıkları bu yerlerin yönetimlerine kendi kukla yönetimlerini yerleştirerek geri çekilmişlerdi. Bu coğrafyanın mazlum halklarının da yıllar yılı bu kukla yönetimlerin baskısı altında çekmedikleri sıkıntı, görmedikleri zulüm kalmadı adeta. Sömürgeci güçler sistemlerinin bekası için kimi yerlerde dost ve müttefik maskesi altında, kimi yerlerde bir diktatörü destekleme, başa geçirme ve istedikleri zaman onları başkalarıyla değiştirme şeklinde, bazı yerlere de bizzat savaş açıp işgal ederek silahla baskı altında tutup kendi hegamunik düzenlerini sürdürmenin çabası içerisine girdiler. Başta ABD olmak üzere birçok batılı devletin İsrail’in varlığını koruma adına bu bölgedeki gayrı meşru dikta yönetimleri desteklemeleri, beslemeleri herkesin malumu. Siyonist işgal devleti İsrail’in 1948’de kurulmasıyla başlayan, genelde dünyadaki özelde de Ortadoğu’daki pek çok sorunun temelini oluşturan Filistin sorunu ve bu sorunun görmezden gelinip soruna bir çözüm yolunun öngörülmemesi veya bir çözümün istenmemesi de emperyalist hegemonya çabalarının sonucudur. Ancak bu hegamunik güçlerin hesap etmedikleri bir durum vardı. Uyuyan devin bir gün uyanacağı gerçeği. Belki de bunu bildikleri için onun uyanmaması için bütün güçlerini seferber ederek her türlü uyuşturma politikalarını uygulayıp her türlü entrikalarını çevirmekten bir an geri durmamışlardı. Ancak bütün bu entrikalara rağmen artık mızrak çuvala sığmıyor. Yıllarca farklı şekillerde uyutulan bu halklar kendilerini uyutan, hesaba katmayan, kale almayan kuklalar ve kuklacılardan hesap sorma adına artık uyanıyorlar. Başta da belirttiğimiz gibi bu hesap sormanın ilk kıvılcımı yüzyıldır gerek sömürge şeklinde gerekse de diktatörlükle yönetilen Kuzey Afrika ülkesi, yaseminler diyarı Tunus’ta tutuşturuldu. Bu özgürlük ateşi sadece Tunus’taki Ali Bin Zeynelabidin’in 23 yıllık dikta yönetimini devirmekle kalmadı. Oradan Mısıra sıçrayıp otuz yıldır diktatörlükle sürdürülen gayrı meşru bir yönetimi de alaşağı ederek bir firavunu da tarihin çöp sepetine attı. Devrime giden süreçte halkın başta Mısırın başkenti Kahire’de, İskenderiye ve diğer şehirlerde, sokakları, meydanları hınca hınç doldurup gece gündüz bu zülüm rejiminin devrilmesi adına ortaya koydukları kararlılığı ve öbür yandan Hüsnü Mübarek’in gitmemek için bütün kozlarını oynamasına rağmen hiç taviz vermemeleri, meydanları terk etmemeleri zaferi beraberinde getirdi. Ve dünya ekranlardan bir devrime aşama, aşama tanıklık etti. Adeta direniş ve devrimin simgesi haline gelen tahrir meydanındaki gösterileri ekranlardan izlerken bu asil direnişin başarıya ulaşması için dualar ettik. Devrim sonrası tahrir meydanı görülmeye değerdi. Haklı bir sevinci yaşayan bu meydandaki milyonlarca insanın sevincine, gönülden katılmamak mümkün değildi. Otuz senedir halka zulümden başka bir şey vermeyen çağdaş firavun Hüsnü Mübarek, Nil’in Çocuklarının kararlı direnişi karşısında dayanamayıp 11 Şubat 2011 itibariyle bütün yetkilerini orduya devrettiğini yardımcısı vasıtasıyla açıklayarak ortalıktan kayboldu. Otuz yıllık bir firavun diktası onsekiz günlük bir halk direnişi karşısında yerle yeksan oldu. Darısı diğer benzerlerinin başına... Birçok sosyal bilimcinin öngörüsü, bu özgürlük ateşinin bir domino etkisi oluşturarak benzer yönetimlerle yönetilen diğer ülkelerin dikta sistemlerini de aynı akıbete uğratacağı şeklindedir. Gerek Cezayir’de, Libya’da, Ürdün’de, Yemen’de gerek S. Arabistan, Suriye vb. ülkelerdeki yönetimlerin de bu tarz yönetimler olduğu düşünülürse onları da bekleyen akıbetin tıpkı Tunus ve Mısırdaki gibi olacağını kestirmek hiç de zor değildir. Zira böylesi bir akıbete uğramamak için bu ülkelerin dikta yöneticileri, halka yönelik yaptıkları bazı uygulamaları, daha Mısırdaki gösterilerin başlangıcında gözden geçirip bazı iyileştirmeler yaparak yıllarca sömürdükleri halklarına bir mesaj verme ihtiyacı duymuşlardır. Bu satırların yazıldığı sırada bile yukarıda isimlerini zikrettiğimiz birkaç ülkede halk dikta yönetimlere karşı sokaklara inip kitlesel gösteriler yapıyordu. Özellikle de Libya halkı, Kaddafi’nin kırk iki yıllık dikta yönetimine karşı büyük kitlesel gösteriler için sokaklara inmişti. Ömer muhtarın Libya’da İtalyanlara karşı verdiği destansı özgürlük mücadelesi gibi, şimdi de onun torunları, direniş ruhunu kuşanarak, bu sefer yerli işgalcileri devirmek için isyan bayrağını dalgalandırıyorlar. Ayrıca, göstericilere karşı silahlı güç kullanmaktan çekinmeyen Kaddafi yönetimi, medyaya yansıdığı kadarıyla kendi ülkesindeki halktan askerlerin halka destek vermesi karşısında uçaklarla Afrika’dan paralı askerler getirterek bunlarla şimdiye kadar binlerce göstericiyi katletmiştir. İsyanı bastırmak için uçaklarla bile müdahale ederek despot yönetimini koruma adına ülkeyi bir iç savaşa doğru götürecek kadar gözü dönmüş görünüyor. Görünen o ki Libya’daki devrim en kanlı devrim olacak. Kaddafi ailesi, zalim Saddam’ın Halepçe’de kimyasal silahlarla yaptığı soykırımlara benzer katliamlar yapmakla halkı tehdit edecek derecede ileri gidip, adeta Libya’ya “ya benimsin ya kara toprağın” diyecek kadar ileri bir noktaya gidiyor. Zira Kaddafi’nin oğlu yaptığı açıklamada göstericilere karşı son mermiye kadar mücadele edeceklerini ifade etmişti. Dua ve temennimiz odur ki halk daha çok zarar görmeden Libya’daki bu devrimin de başarıya ulaşması ve Kaddafi’nin kırk iki yıllık dikta yönetiminin de tarihin çöp sepetine atılmasıdır. Mısırdaki devrim bir kere daha göstermiştir ki zalim yönetim ve yöneticilerin akıbetleri hep hüsran olmuştur. Ancak halkların adeta yeni bir doğuşun sancılarını çekerek yaptıkları devrimlerin arkasında durup onu sahiplenmeleri açısından şöyle bir temenniyi de dillendirmekte fayda var: Hani bir söz vardır “devrim yapmak kolay, onu yaşatmak, korumak zordur” diye. İnşallah bu asil devrim hayırlara vesile olur ve esas hedefine ulaşır ve inşallah 1950’lerdeki gibi ikinci bir hür subaylar olayı tekerrür etmez. Şüphesiz ki bu devrimler yapay devrimler değildir ve saman alevi gibi bir anda parlayıp yok olmayacaktır. Tarih boyunca yapılan birçok devrim gibi, Tunus ve Mısırda yapılan bu devrimlerde kaynağını belli bazı dinamiklerden almıştır ki devrimleri esas gerçekleştiren ve ayakta tutan da bu köklü dinamiklerdir. Yüzyıldan fazla bir süredir devam eden emperyalist işgal ve sömürü düzenini devirmek için yine yüzyıldan fazla bir süredir halkın verdiği mücadeleler vardı. Bu mücadele sürecinde halk ve halka öncülük edenler kararlı mücadeleler sergilediler ve ağır bedeller ödediler. Onları gönülden selamlıyoruz. Selam olsun bu devrim uğruna canlarını verenlere, yararlananlara, her türlü fedakârlığı yapan binlerce isimsiz kahramana: Hasan el-Benna’nın, Seyyid Kutup’un, Abdülkadir Udeh’in ve daha nice şehidin ruhları şad olsun. Çağdaş firavunlara baş kaldırıp onları deviren böylece zalimlerin kalplerine korku salan ve mazlumları sevindiren Nil’in ve Mağrip’in tüm asil çocuklarına selam olsun… NOT. Hiçbir yerde yayınlanmayan Bu makale 20 Şubat 2011 de yazılmıştır. Yani hüsnü mübarek in devrilmesinden on gün sonra…şuan yine bir şubatta,yız 2012 şubatında aradan bir yıl geçti yaşanan gelişmelere baktığımızda.özellikle Libya da önemli şeyler oldu halka karşı her türlü zulmü işlemekten çekinmeyen kaddafi halkın kararlı direnişi karşısında yenildi ve yakalanarak feci bir şekilde öldürüldü böylece kırk yıllık zulüm düzeni yerle bir oldu.hüsnü mübarek yakalanıp hapse atıldı ve şu an yargılanıyor.yemende Abdullah Salih yaralı bir şekilde yönetimi bırakarak yurt dışına kaçtı. ve Suriye …Suriye de de halk direnişinin başladığı günden şimdiye kadar çok önemli gelişmeler oldu gözü kan bürüyen beşer Esat tıpkı babasının yolundan giderek şu ana kadar yüz binlerce muhalifi katlederek o da kendi feci sonunu hazırlama yolunda hızla ilerlemektedir.özellikle bir kandil gecesi humusta giriştiği ve küçük büyük kadın erkek yüzlerce kişinin öldürüldüğü katliam inşallah onunda sonunun başlangıcı olur ve oda diğer benzerleri gibi tarihin çöp sepetindeki yerini alır.inşallah bu coğrafyalarımız bütün benzeri diktatörlerden kurtularak layık olan kişiler ve yönetimlerle yönetilir ve bir kez daha tarih sahnesine çıkarak insanlığa yeniden bir medeniyet örneği gösterir.
Yükleniyor...
|
![]() |