TEKNOLOJİ
SAĞLIK
EĞİTİM
ETKİNLİKLER
ORTADOĞU
VAN
HAKKARİ
ŞIRNAK
GENEL
MAGAZİN
DİNİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
YEREL
POLİTİKA
ASAYİŞ
ÇEVRE

MAĞFİRET


Abdussamed alan

Abdussamed alan

22 Haziran 2016, 11:59

Ğafûr; örten, perdeleyen, gizleyen demek. Eşyayı kabın içine yerleştiren veya sandukçaya koyan manasında, Settâr ismi muktezasınca. Rahmeti sonsuzun kullarını rezil rüsvay etmemesi. En güzel isimlerin sahibi, her fiili güzel olan güzeller güzeli, güzel ve iyi olanı ortaya çıkarır, çirkin ve kötü olanı ise gizler. Günahlar çirkin davranışların neticesidir. İşte bu yönüyle Ğafûr olan Rabbımız hata ve kusurlarımızı gizler, yüzümüze vurmaz yada yansıtmaz yüzümüzden.
 
Ğaffar, Ğafûr'un mübalağalı hali. Ğafûr Kur'anda doksan ayette geçerken, Ğaffar beş yerden doğar gönüllerimize. Çokça örten, gizleyen manasında. Hiç gözükecek bir nokta bırakmayacasına gizleme. Bolca bağışlama... Ramazan ayına mahsus veya hususi anlarda, yada hususi isteme neticesindeki özel af.
 
Mağfiret Kur'anda yirmi sekiz ayrı yerde zikredilir. Daha çok, bağışlama manasındadır. Örten, perdeleyen, gizleyen Yaradanın toptan silmesi, affetmesi, yarlığaması bütün günahlarımızı. Ne kadarda mahtaçız değil mi? Yada ne kadar da istediğimiz bir şeydir bağışlanmak. Huzura tertemiz, alnı ak olarak çıkabilmek... Allah'ın (cc) mağfireti bu dünyada izzetle, emniyetle yaşama, ebedi hayatta ise büyük saadete ulaşma şeklinde kendini gösterecektir.
 
Ramazan-ı Şerifin ortası mağfirettir buyuruyor Seyyid'ül Kainat. Bizler şimdilerde Ramazan-ı Şerif'in mağfiret bölümünü idrak etmiş bulunmaktayız. Rabbim mağfirete eren kullarından eylesin bizleri.
 
Mağfireti ilahiye kapı aralayacak vesileler olduğu da muhakkak. En önemli vesilesi ise Allah'ın büyüklüğünü, kudretini düşünüp, kendi günah ve kusurlarımızı gözümüzün önüne getirerek, bir âh çekmedir. Bazen içten söylenen bir âh, bir kavmin günahlarının affına vesile olabilir. Efendimiz (sav) insanların cemaate katılmalarını, namazlarını mescitte kılmalarını istemiş ve teşvik etmiştir. Hatta bir defasında O Rahmet Peygamberi (sav); "Ben sabah kalkıp evleri gezmek ve sabah namazında cemaate gelmeyip, namazı evinde kılanların evlerini ateşle yakmak isterim" buyurdu. Zira cemaatte bereket vardır, lütüf vardır, hep beraber milyarlarca "na'büdü" vardır. Tam bu dönemde bir sahabi sabah namazında cemaate yetişemedi. Cemaate yetişemedim diye öyle bir âh çekti ki, taa ön saftan duyuldu. Biraz sonra Efendimiz (sav) arkaya döndü ve içinizden âh çeken kimdi diye sordu. O arkadaşınız öyle bir âh çekti ki arşı âzam ihtizaza geldi ve eğer burada günahkar bir kavim olsaydı, Allah hepsinin günahlarını affederdi buyurdu.
 
Bu âhu efgânı gecelerde veya seher vaktinde yapma meseleye ayrı bir derinlik kazandıracaktır. Zira melekler bile seher vaktinde istiğfar ederler.
 
Tevbe ve istiğfardan önce sadaka verme de dualara icabet edilmede önemli bir vesiledir.
 
İnsanın günahkar olduğunu kabul etmesi, münacatı için çok önemlidir. Kendini günahkar görmeyen nasıl affı için yalvarıp yakaracak ki? Kur'an "Nefislerinizi temize çıkarmayın" buyuruyor. İnsan nasıl kendini günahsız görebilir ki? Her yerden ferdi, toplumsal günah yağmurları yağarken, meydanda olan birisi ben hiç ıslanmadım diyebilir mi? veya kim "ben Allah'ın bana verdiği nimetlerin hakkıyla şükrünü eda ettim" diyebilir ki? İbni Samte (ra) daima kendini hesaba çekerdi. Bir gece hesaba oturmuş ve şöyle düşünmüştü; bugün altmış yaşına geldim, bu da 21.500 gün ediyor dedi. Sonrada “Vay başıma gelene! Her gün bir günahım olsa 21.500 günahla Allah’ın huzuruna çıkıyorum. Halbuki her gün binlerce günahım vardır” diyerek bayıldı ve düştü. Bir daha ayılmayarak ruhunu teslim etti. Bu sırada “Sana Firdevs-i A’lâ ile müjde olsun!” diye gaipten bir ses duyuldu.
 
Üzerinde kul hakkı olanlar, kırdığı bir gönül olanlar, bozulanı tamir etmeden mağfireti beklemesinler. İnsanların en çok işedikleri kul hakkı günahı, gıybettir. Kim kimin gıybetini yaptı ise, kimin kime hakkı geçti ise mutlaka helallik almaya çalışmalıdır. Efendimiz (sav) için teheccüd namazı kılmak farzdır. Ama onu bile eda edeceği vakit, eşinden müsade istiyordu.
 
Dua ve münacaatların kabulünün en önemli vesilelerinden biri de topluca dua yapmadır. Topluca yapılan dualar Rabbe sunulmuş en güzel arz-ı hal dilekçeleridir.
Tevbe yaparken me'surat dediğimiz, tesirli dualarla yani, Kur'anda geçen veya Efendimiz (sav)'in yaptığı dualarla dua yapmada çok önemlidir.
 
Hem duada Allah'ın (cc) zatını, ismi azamını, esma-i hüsnasını, Efendimiz (sav'ı vesile yaparak dua ve münacaatta bulunmak inşaallah mağfiretimizi elde etmemize vesile olacaktır.
 
Rabbım hepimizi bu mübarek Ramazan ayını hayır ve bereketle geçirip affına ferman alan kullarından eylesin...
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.