|
SON DAKİKA
Depremzedelerin Soğukla Çetin İmtihanıVan'da geçtiğimiz ekim ayında meydana gelen ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerin yaraları halen sarılmaya çalışılıyor.
Van'da geçtiğimiz ekim ayında meydana gelen ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerin yaraları halen sarılmaya çalışılıyor.
Bir yandan depremin şokunu atlatmaya çalışan Vanlılar, son günlerde de soğuğa karşı mücadele veriyor. Bastıran kar yağışı ve şiddetli soğuklar depremzedelerin hayatlarını oldukça zorlaştırıyor. Soğuklardan korunamayan bazı vatandaşlar ise riskli olmasına rağmen hasarlı evlerinde kalmaya devam ediyor. Yaşadıkları acıların ardından hayata tutunmaya çalışan depremzedelerin kar ve soğukla imtihanını kadrajımıza aldık. Hasarlı oldukları için boşaltılan binlerce ev sebebiyle Van il merkezi adeta hayalet bir şehri andırıyor. Ara ara yanan ışıklar cansız sokakları aydınlatıyor. Vatandaşların bir kısmı şehir dışına göç etmiş. Göç etmeyenler ise kurulan toplu yaşam merkezlerinde hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor. Tek odadan oluşan çadırlarda ya da prefabrik evlerde yaşamak oldukça zor. Kısıtlı imkânlarla kimi çadırda beş, kimi çadırda ise 10 kişi kalıyor. Van merkezde 21, Erciş'te 4 toplu yerleşim alanı bulunuyor. Havaların soğuması ile birlikte harekete geçen hükümet yetkilileri, Van merkezinde bulunan çadırkentlerin yerine soğuğa daha dayanıklı prefabrik konteyner kentler kurmuş, halen de kurmaya devam ediyor. Yapılan çalışmaların sonunda çadırda yaşayan 100 bin kişi konteyner evlere taşınmış. Türkiye genelinde üretim yapan 43 konteyner firması, Van için seferber olmuş durumda. Öncelikli ihtiyaç sahibi olarak evleri yıkılan ve ağır hasarlı ailelere veriliyor. Bölgede çalışan kamu görevlileri de konteyner alabiliyor. Fakat çadırlarda yaşayan 55 bin kişi için hayatın zorlukları sürüyor. Çadırların en büyük sorunu ısınma. Verilen elektrikli sobaları vatandaşlar, üşüme pahasına yakmaya korkuyor. Zira çadırlarda ısınmaya çalışan 9 kişi yanarak hayatını kaybetti. Son haftalarda bastıran ağır kış şartları da üstüne gelince depremzedelerin hayatı iyice zorlaşıyor. İskele Mahallesi'nde kurulan Mimar Sinan Çadırkenti beyaza bürünmüş. Karla kaplı çadırların kenarlarından sarkan bacalardan duman tütüyor. Gün içinde hareketsiz kalan çadırlar, çocukların okuldan gelmesiyle hareketleniyor. Çadırların arasında dolaşırken misafirperver Vanlılar, bizi içeriye davet ediyor. Naylon kaplı branda altında günün son davetsiz ışığı içeriye süzülüyor. Çadırlara soğuğu kesmesi için birer kapı yapılmış. Kapıdan sonra küçük bir hol var. Buradan tek göz odaya geçiliyor. Son yağan kar çadır sakinlerini perişan etmiş. Eriyen kar suları çadırın tabanına süzülmüş. Halıların ıslanmasının yanında içerideki rutubet hastalıklara da davetiye çıkarıyor. Çadırkentlerin çoğunluğunu oluşturan çocuklar gün içinde okula, erkekler ise işe ya da şehir merkezine gidiyor. Çadırkentler kadınlara kalıyor. Akşamları Van Valiliği, sinema ve tiyatro gibi aktiviteler düzenlese de gün içinde kadınlar kendi aralarında çay sohbetini tercih ediyor. Korkudan soba yakamıyoruz Bizi çadırına çaya davet eden Fatma İpek, günü arkadaşlarıyla geçiriyormuş. Kendi çadırında televizyon olmadığı için olan arkadaşlarına misafirliğe gidiyormuş. Çadırına misafir geldiği için soba yakmaya çalışan Fatma Hanım, korkarak sobayı ateşliyor. Zira geçen hafta sobadan çıkan kömür gazından zehirlenmiş. Haftada bir kez tedaviye gidiyormuş. Bastıran kışın zorluklarından bahseden Fatma Hanım, mağduriyetini paylaşıyor bizimle: "Şu anda korkudan sobayı yakamıyoruz. Sadece elektrikli ısıtıcılarla ısınıyoruz. Ancak zaman zaman meydana gelen elektrik kesintilerinde çok zor durumda kalıyoruz. Burada sosyal hayatımız olmadığı için vakit geçmiyor. Sadece bir radyomuz var, onu dinliyoruz. Zaman zaman komşularımıza çay içmeye gidiyoruz. Böylelikle uzun kış gecelerini geçirmeye çalışıyoruz." Çadırkentlerin yanı sıra evlerini bırakmak istemeyen bazı depremzedeler, çadırlarını evlerinin yanına kurmuş. Yetkililer 'hasarlı binalara girmeyin' uyarısında bulunsa da bazı depremzedeler soğuktan korunmak için çareyi hasarlı evlerine sığınmakta bulmuş. Kavuncu köyünde oturan depremzede Cafer Cangül, soğuğa dayanamayarak, hasarlı evde kalmaya başladıklarını söylüyor. Cangül, kalabalık aile oldukları için tek oda içinde barınmalarının zor olduğunu ifade ediyor. Cangül, "Çok soğuk olduğu için soba yakıyorduk. Ancak zehirlenme olmasın diye her gece sabaha kadar soba nöbeti tutuyorduk. Böyle devam edemeyeceğimizi gördük. O yüzden hasarlı evimize geçtik. Şu anda orada kalıyoruz." diyor. Çadırlar buz gibi Çadırın içindeki kar sularını bize gösteren Bedevi Gezer, bir yandan ıslanan halılarını topluyor. Kiralık oturduğu evi depremde yıkılmış. Eşi olmadığı için üç çocuğuyla birlikte çadırkente sığınmış. Kar altındaki çadırda yaşamanın zor olduğunu anlatan Gezer, çocuklarının hastalanmasından korkuyor. Gezer, durumlarını şöyle anlatıyor: "Bazı geceler sıcaklık eksi 10 dereceye kadar düşüyor. Yangın çıkar korkusundan elektrikli soba yakamıyoruz. Yaşadığımız yerler ısınmıyor. Kaldığımız çadırlar geceleri buz tutuyor. Deprem vurdu ancak sahipsizlik ve bu soğuklar bizi daha da mağdur etti. Böyle devam ederse çoluk çocuk perişan olacak."
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
![]() |