|
SON DAKİKA
Van'lı Yönetmen Orhan An'la RöportajÇektiği filmlerle dikkatleri üzerine çeken Van'lı yönetmen Orhan An, Şehrivan gazetesinden Adnan Deniz'le konuştu. Orhan An aynı zamanda merkür tv'de görev yapıyor
Röportaj:Adnan Deniz / şehrivanhaber
Hayatını sanata adayan, sanat için özünden vazgeçen Vanlı yönetmen Orhan An Şehrivan'a konuştu... ''Bin damla emek; ''Üç damla gözyaşı'' Orhan An kimdir? Öncelikle bize özgeçmişinizden kısaca bahseder misiniz? Doğrusunu söylemek gerekirse kendimden, kendi hayatımdan bahsetmek yerine… Yaptıklarımla bilinmeyi, tanınmayı daha fazla arzu etmişimdir. Çünkü insanlar notu size değil eserlerinize veriyor… Bu yüzdendir ki çalışmalarımı ortaya koymuş, hep geriye çekilmişimdir… Takdiri insanlara, insanların vicdanlarına bırakmışımdır… Neden böyle bir yol seçiyorsunuz? Sizlerde takdir edersiniz ki her sanat eseri kendi sanatçısını tanıtır… Bunun üzerine kalkıp ikinci kez kendinizi tanıtmanıza gerek kalmaz… Eğer tanınmıyorsanız ortaya koymuş olduğunuz bir sanat eseriniz yok demektir. Eğer sanat eseriniz sizi tanıtamıyorsa o zaman da ‘’takdir görmüş’’ bir çalışma ortaya koyamamışsınız demektir… Nasıl tanıyacağız sizi bu durumda… Tabi ki burada ‘’usulü bozacak ta değilim’’ böylesi bir çalışmayı kaleme almak isteyen siz değerli dostuma hayat hikâyemi anlatmak tan gurur duyacağım… Doğma, büyüme Vanlıyım… Küçük bir kamerayla sanatın uzun ince yoluna büyük bir heyecanla adım atıyorum… Tabi onun öncesinde baba mesleği olan çilingircilik mesleği ile uğraşıyorum… Ta ki kardeşlerim büyüyünceye kadar… İşleri kardeşlerime devredip başlıyorum kameracılığa… Elinizde sadece bir kameranız var… Evet, onunla da her kareyi çekmeye çalışıyorum… Kuşları, ağaçları, çiçekleri, doğayı ve her şeyi kameramın penceresinden kalıcılaştırmak istiyorum… Sonra… Van’ın tüm doğal güzelliklerini, tarihi mekanlarını, ve gözden kaçan tüm ilginç kareleri yakalıyorum… Bu çalışmalarımı da ‘’bir gün muhakkak lazım olur’’ diyerek arşivliyorum… Nereye kadar… Çekimlerimin çevrem tarafından fark edilmeye başlanması ve çekimlerimin birçok kişi tarafından beğenilmeye başlanmasına kadar… Bununla birlikte de ilk kez profesyonel anlamda ciddi düşünmeye fırsat buluyorum… Profesyonel anlamda ilk olarak hangi adımları atıyorsunuz? Gerekli tüm eğitimlerimi tamamladıktan sonra tüm çalışmalarımı takip edebilmek için bir stüdyo kuruyorum… Bu stüdyo da çekim işlemleri daha ciddi bir boyuta geliyor… Bunun sonucunda da artık herkes tarafından çekimlere çağrılıyorum… Yönetmenlik süreci nasıl başlıyor… Kamera çekimlerini bırakıyorum bir dönem sonra… Uzun zaman üzerinde çalıştığım ilk filmimi yapmaya karar veriyorum… Adı Kanlı yol… Ne anlatılıyor bu filmde… Kan davasının sebebiyet verdiği olumsuz gelişmelerin anlatıldığı bir filmdir… Kan davasının nedenleri, sonuçları ve ardından hayatlarda bıraktığı derin izler anlatılıyor… Başka filmler de yaptınız mı? Bunun dışında 4 film daha yaptım… Hangileri… Sınır boylarında kaçakçılık yapan insanların yaşadığı dramın anlatıldığı Dar Geçit… Böbrek hastası bir çocuğun zorluklar içinde hayata tutunmaya çalıştığını anlatan Helin… Türkiye-İran sınırında kaçakçılık yapan insanların konu alındığı Vasiyet… Ardından benim için diğerlerinden daha büyük bir öneme sahip Üç Damla Gözyaşı filmini yapıyorum… Neden daha önemli Üç Damla Gözyaşı… Hem teknik hem diğer tüm konularda daha farklı bir film diğerlerine göre… Bu filmde büyük emekler, sıkıntılar, zorluklar var… Ama tüm bunlara rağmen ‘’içimize sinen’’ ve izleyenlerde büyük bir etki bırakan bir film oluyor… Üç damla Gözyaşı… Kanser hastası olan karısını, kaybettikten sonra üç çocuğuyla birlikte şehre göç eden bir babanın çocuklarına bakabilmek için verdiği mücadele anlatılıyor… Daha sonra bıçaklanarak öldürülen babanın ardından kimsesiz kalan çocukları babalarının kendilerini terk ettiğini düşünürler… Babasının katilini öldürüp ceza evine giren Yılmaz’da yalnız bırakmıştır kardeşlerini Emir kalp hastasıdır… Aradan uzun zaman geçer… Üç Kardeş yeniden bulmuşlardır birbirlerini asıl macera burada başlıyor… Nasıl çekiliyor bu film… Bu filmi Van merkezde büyük zorluklar ve sıkıntılar içinde çekiyoruz… Filmin sadece yapımcısı değilim (Azad)… Senaryosunu yazıp, kurgulayıp, kendim yönetiyorum Asıl amacımız Van’ın tarihi ve doğal güzelliklerini, tüm Türkiye’ye hatta Dünya’ya tanıtmak… Van’ın anlatılanın aksine ürküten bir şehir olmadığını ‘’sevgiye kucak açan bir şehir’’ olduğunu kanıtlamak istiyoruz… Başarılı olabiliyor musunuz peki… Büyük oran da evet… Türkiye’nin birçok yerinden tebrik telefonları alıyoruz… İnsanlarımızın filmden ne kadar etkilendiklerini ve duyarlılıklarına şahit oluyoruz… Bu da bize mutluluğun yanı sıra yeni çalışmalarımız için azim ve gayret veriyor… Ulusal Basında da yankı buluyor sanırım… Evet, Üç damla Gözyaşı filmi geniş çapta ulusal basının da gündemine düşüyor… Birçok ulusal kanallara filmi anlatmak için çağrılıyorum… Van dışından film yapmak için birçok teklifler alıyorum… Üç damla Gözyaşı filmi birçok zorluklar içinde çekildi diyorsunuz… Nedir bu zorluklar… Film kış mevsiminde çekildiği için, soğuktan bayılan arkadaşlarımız olurdu… Çoğu zaman film setine yürüyerek giderdik araç bulamadığımız için… Maddi ve manevi olarak tükenmiş bir vaziyetteydik… Filmde görev alan oyuncu arkadaşlarımızın çoğu asgari ücretle çalışan işçilerdi… Geri kalan kısmı da kahve köşelerinde oturan insanlardı… Maddi anlamda bir üstünlükleri yoktu… Filmde söz konusu Van’ın tanıtımı olunca oyuncuların birçoğu da gönüllü olarak yer aldılar bu projede… Van’ı Van olarak göstermek, tanıtmak uğruna maddi olarak zarar edeceğimizi bile bile yaptık bu filmi… Tüm kazancımı, gelirimi bu filme adadım… Oyunculuk anlamında deneyimi olamayanlara da yer vermişsiniz… Evet, bir amacım vardı çünkü… Kahve köşelerinde oturan herhangi bir işle uğraşmayan özellikle gençleri ayıklayıp sanatı sevdirmek ve onları sanata kazandırmak istiyordum… Olumlu neticeler verdi mi peki… Elbette bir çok olumlu neticeler aldık… Bu oyunculara daha sonra birçok yerlerden teklifler geldi… İnsanlarımızın kendilerine güvenleri arttı… Sanatın belli bir zümreye ait olmadığını bu işe gönül veren herkesin iyi bir oyuncu olabileceğini gördük… Film’de meşhur otobüs sahnesi var… Evet, Aslında gerçek bir olayın hikâyesi veriliyor bu sahnede… Batıdan Van’a üniversite okumak amacıyla gelen bir öğrencinin otobüste askerden dönen Vanlı Emir’in yanına oturmasıyla başlıyor hikâye… Üniversite öğrencisi Van ile ilgili ön yargılarını anlatıyor… Tedirginliğini ve korkusunu anlatıyor yol arkadaşı Vanlı Emir’e… Emir önce suskunluğunu korumaktadır… Daha sonra başlar işin aslını anlatmaya… Van’ı tanıtmaya… Van halkının inceliğini, misafirperverliğini anlatmaya… Üniversite öğrencisi içinde korku ile geldiği Van’dan mutluluk ve sevinçle ayrılarak Emir’in anlattıklarını kanıtlamıştır… Bu filmde karşılaştığınız en ilginç olay nedir… Ulusal basında da yer alan bir olay yaşadık bu film de film çekim işlemi sırasında setteki oyuncu arkadaşlarımızdan birinin bilinmeyen bir kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğramasıydı… VAN’I SANATTAN MAHRUM BIRAKMAYA RAZI OLAMADIM… Film yapmak için Van dışından da teklif aldığınızı söylüyorsunuz… Büyük şehirlerdeki imkanlar daha fazla olmasına rağmen neden kısıtlı imkanların bulunduğu Van’da film yapmayı tercih ediyorsunuz… Büyük şehirlerde film yapan onlarca yönetmen var zaten… Kendi ilimizde, kendi ilimizin güzelliklerini yine kendimiz tanıtacağız düşünceyle Van’ımızı sanattan mahrum bırakmak istemedik… Kendi gücümüzün yettiği kadar direndik… Ve bunu da bir kamera ile yapıyoruz… Bir kamera ile film çekiyorsunuz… Evet, Bundan dolayı da bir sahneyi 3-4 kez tekrarlamak zorunda kalıyoruz… Zaten filmi izleyenler çekimlerin sadece bir kamera ile yapıldığına inanamıyorlar… Çünkü filmde bir sahnenin değişik açılardan alınmış birçok kareleri var… Bunu da başta dediğim gibi bir sahneyi çekerken 3-4 kez tekrarlamak zorunda kalıyoruz… Sadece bir sahneyi çekmek günlerimizi alıyor çoğu zaman… 30 saniyelik bir görüntü için günlerce çalıştığımız oldu… Özetle 4-5 değişik açıdan alınmış sahneleri tek kamera ile çekiyorum haliyle 10 dakikalık bir sahne çekimi 40-50 dakikanızı alıyor… Yapıtlarınızın Van halkı tarafından kabul gördüğünü savunabilir misiniz? Kesinlikle evet… Film yapımına yeni başladığım dönemlerde okul yada işteki arkadaşlarım büyük hayretler içerisinde kaldılar… Bu duruma inanamadılar… Tabi bu işte ciddi ve ısrarlı olduğu görünce de çevrem, bu kez destek vermeye başladılar… Yönlendirici oldular… Teşvik ettiler… İlk film satışlarında büyük bir patlama yaşadınız… Evet, halkımızın büyük bir ilgisi ve beğenisi oldu filme… Bu kadar ilgiyi bizde beklemiyorduk… Ama anlaşılıyor ki halk gerçeğin farkına gerçekten varıyor… Buna kanaat getirdim… Bir anda yok oluverdi CD’ ler elimizde… Van dışında birçok başka ilde de yoğun ilgi gördü film… Ayrıca Merkür TV’ de yayınlandı Üç damla gözyaşı filmi… Kısacası Halkımız Sanatına, sanatçısına sahip çıktı. Korsana da önlem aldık… Nasıl bir önlem, etkili oldu mu peki… Orijinal Film cd sini piyasadaki satış fiyatının yarısına düşürdük… İnsanlarımız korsan almasınlar, filmi orijinal cd den izlesinler diye… Ama doğrusunu söylemek gerekirse bununla istediğimiz sonuca ulaşamadık… Çünkü artık insanlarımız alışmışlar korsana orijinal ürün gördüklerinde gözleri korkuyor… İleriye yönelik proje ya da çalışmalarınız var mı? Üç damla gözyaşı adlı filmimiz büyük bir ilgi gördü… Buda bize cesaret verdi… Bu kez daha da iyisini yapmak için kolları sıvadık… Sonsuz bekleyiş adlı film ile çıkacağız bu kez sanatsever insanlarımızın karşısına… Bu film daha da güzel olacak… ve farklı olacak… TRT’ ye vermiş olduğum bir röportajımda da demiştim; Filmleri maddi bir kazanç kapısı olarak görmüyorum… Hep sanat, hep sanat diyorum… Hiçbir şeyim olmasa ceketimi satar sanatımı yaparım… Nasıl bir kadro ile… Yepyeni bir kadro, sanata gönül verenlerden oluşmuş bir kadro… ile girişeceğiz böyle bir projeye… Sona doğru gelirken… Sizin bilinmenizde, tanınmanızda etkili olan çalışmanız hangisidir… Türkiye’de ve Dünya’da büyük bir ilgi gören ilk Kürtçe komedi video klipler yapmıştım…(Özellikle Şaban replikleri) Uzun yıllar önce yapmış olduğum bu çalışmamdan dolayı birçok değişik yerlerden halen tebrik telefonları alıyorum… Depremzede vatandaş konuşuyor… Bu da bizim son çalışmamız… Son dönemde insanlarımızın yaşamış olduğu onlarca sıkıntıyı unutturup, yüzlerde küçük de olsa bir tebessüm oluşturmak gayesi ile doğaçlama usulüne dayanarak yaptığımız bir çalışmadır… Sizi, filmlerinizi takip edenlere neler söyleyeceksiniz… Halkımızın desteklerinden dolayı büyük bir mutluluk duyduğumu öncelikle belirtmek istiyorum… Sağ olsunlar, var olsunlar… Bizler de onların kendilerini bulacağı eserler ortaya koymaya devam edeceğiz… Yüzlerinde tebessüm oluşturmak adına çalışmalarıma devam edeceğiz… Sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum… Çalışmalarınız gerçekten takdire şayan… Başarılarınızın devamını diliyorum… Haber Kaynağı: Merkürhaber
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
![]() |