|
SON DAKİKA
Zeki Taştan Yazdı : Bu Seslere Kulak Verin: Vatandaş KonuşuyorÖzellikle memur sendikaları veya bağlı birimlerin bir araya gelerek üyelerinin depremden dolayı yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi için
Daha önce yazdığım bir iki yazımda deprem ve Van’daki sivil toplum örgütleriyle ilgili bazı değerlendirmelerde bulunmuştum. Özellikle memur sendikaları veya bağlı birimlerin bir araya gelerek üyelerinin depremden dolayı yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi için birlik olmaları gerektiğini ifade etmiştim (Van İşçi ve Memur Sendikaları Birliği). Esnaf örgütlerinin de yanı amaçla birlikte daha aktif bir çaba içinde olduklarını belirtmiştim. Ancak asıl çağrım Van’da hasar tespit sonrasında ortaya çıkan durumla ilgili değerlendirmemdeydi. “Üçüncü Deprem Dalgası” başlıklı yazımda; deprem sonrası asıl gerçeğin hasar tespit raporlarından sonra ortaya çıktığını, hem depreme maruz kalanların hem de tüm Türkiye’nin gerçeği tam anlamıyla idrak edemediğini, Van’da yirmi-otuz binanın değil dört bine yakın konutun tahrip olduğunu diğer bir deyişle kentte % 30 konutun yıkılma riskiyle karşı karşıya kaldığını, kredilerin ödeme zamanının geldiğini, şehrin demografik yapısının değişebileceğini, eğer bu gerçekle yüzleşilmezse bunalım ve intiharlarla neticelenecek büyük risklerin doğabileceğini, bu büyük sorunun çözümünde ise en büyük görevin sivil toplum örgütlerine düştüğünü ve Van’daki tüm bağlı örgütlerin çok kısa sürede bir araya gelerek bu gerçeği tüm Türkiye’ye tek bir sesle haykırmaları gerektiğini ifade etmiştim. Bugüne kadar maalesef sivil toplum örgütlerinden herhangi bir tepki almış değilim. Sadece dünkü yazıma kadar. “Değişen Örgütlenme Modeli: İnternet Sokakları” başlıklı yazımla ilgili bir iki örgüt yöneticisinden eleştiri aldım. Bu yazımda; “Değişen milenyum çağında internet kaynaklı sosyal paylaşım sitelerinin demokrasi, hak ve özgürlükler konusunda çok daha büyük sesler getirdiğini, bir kişinin başlattığı bir çabanın aynı anda tüm dünyaya yayılabildiğini ve bu tür eylemlerin daha kalıcı ve sonuç itibariyle etkili olduğunu Van örneklerinden de yola çıkarak anlatmış ve sivil toplum örgütlerinin bütün güçlerine rağmen bu etkiyi yaratamadıklarını ve bir an önce sokaktaki eylemleriyle birlikte internet sokakları’na da çıkmak zorunda olduklarını belirtmiştim. Bazı STK yöneticileri ise “Değişen Örgütlenme Modeli: İnternet Sokakları” başlıklı yazımın gerçeği yansıtmadığını ve güçlerinin hiçbir zaman azalmayacağını ve gittikçe güçlendiklerini sitemleriyle birlikte belirttiler. Görüşlerine saygı duyuyorum. Cevabı ise sosyal paylaşım sitelerine havale ediyorum. Aşağıya alıntıladığım yazılar, “Üçüncü Deprem Dalgası” makalem için eklenmiş bir kısım yorumlardan ibarettir. Bu yazıda sivil toplum örgütlerine hitap etmeme rağmen kendilerinden hiç ses çıkmamış ve yine bireyler konuya katkı sunmuşlardır. Takdir kendilerinindir. (Yorumlarda cümle düşüklüğü ve imla açısından az da olsa bazı düzeltmeler yapılmış yanlış anlamaya müsait birkaç sözcük çıkartılmıştır!) Zehra Turan Cetinkaya: Hava soğuk kar yağıyor İzmit'te ama ben uyuyamıyorum; Van’da çadırlardaki insanların hali nicedir diye. Ne yaptık Van için diye? Ve ne çabuk unutturdular bize diye utanıyorum insan olmaktan. Şunu çok iyi anladım ki en büyük doğal afet duyarsızlaşmakmış! Yine de ümitvarım birileri var duyarlı yazılarıyla bize ulaşan… İzmir'deki Van'lılar: Hocam bilimsel açıklamalar için teşekkür ederiz...%30 demek şehrin 3’te 1’i demek! Fakat dediğiniz üzere sadece 20 /30 bina yıkıldı ve geçiştirildi... Şimdi kurulan konteyner kentlerde sadece 118 bin kişi ikamet ediyor ve Türkiye sınırları içerisinde bulunan 50 kentten daha büyük bir yaşam... Depremin bence sadece izleme ve söz vermeden başka ileri gitmediğine inanıyorum..... Sivil toplum örgütlerimizin bu konuda daha yeni yeni oluşması da düşündüren bir konudur......Duyarlılığınız ve hoşgörülü bu yazınızdan dolayı size teşekkür ederim... Saygılarımızla Muhacir Ensar: Van’ın gerçek yıkımı Türkiye’ye anlatılamamıştır veya anlatılmak istenmemiştir. Tespitlerinize katılıyorum. Tüm STK bir araya gelmeli. Teşekkürler. Öncülük sizden. Fatma Dönmez: Doğrusu tespitlerinize tamamen katılıyorum..ve olup bitenlere çok üzgünüm.. Hislerime yazınızla tercüman oldunuz.... Vanlının üzerine ölü toprağı serilmiş gibi sesi çıkmıyor.. Öğretmenlerin tepkisi beni bir azcık sevindirdi.. Bana kızmayın ama bu sessizlik tamamen cehaletin ürünü.. Burjuva ve entelektüel büyük şehirler de Van'daki çaresizliği, çökmüş ekonomiyi, esnafın durumunu görmüyorlar… Zaten garibanın vur başına al ekmeğini.. Esnafın çekleri hep yazılmış.. Kısacası tablo korkunç! İş becerebilecek sivil örgütlere aydınlara ciddi sorumluluklar düşüyor.. Kaleminize yüreğinize sağlık. Çetin Çakmakçı: Tespitleriniz çok doğru hocam. Aynı zamanda medya da işin üzerini örttü. Her şey güllük gülistanlık görünüyor. Medyayı da uyandırmak lazım. İnsanlar tüm yaraların sarıldığını zannediyor... Abdullah Tekin: Hocam gerçekten analizleriniz çok gerçekçi. Türkiye’nin artık bunu görüp bir şeyler yapması lazım. Kim ne derse desin, bu Van’ın ve Türkiye’nin gerçeği. Duyarlılığınızdan dolayı size müteşekkiriz. Deniz Erdem: Hocam yazdıklarınız bütün gerçekleri tüm çıplaklığıyla yansıtıyor. Durum çok vahim. Bunu göremeyenler, bu yazıyı okuyup tekrar düşünürler umarım. Beyhan Öget: Hocam aslında baştan beri farkındaydık ama medyanın vurdumduymazlığı ve üst düzey siyasilerin 19-20 bina yıkılmış önemli bişi yok diyip konuyu kapatmaları ve geçiştirmeleri yüzünden bunlar oldu! Van'a haddi hesabı olmayan yardımlar yapıldı gerek nakit olsun gerek gıda, giyecek, yiyecek olsun nerde bunların hepsi? Bence Van halkının sesini duyurması gerekiyor ve devlet bu halka yardım etmek zorunda! Ayrıca çok güzel kaleme dökmüşsünüz elinize, yüreğinize sağlık... Saray Özalp: Bu yazınızda yaptığınız tespitleri içtenlikle paylaşıyorum. İnşallah yetkililer bu tespitlerinize iştirak eder ve sorunların çözümü için kolları sıvarlar... Meriç Yemliha: Hocam Gaziantep’te çok Vanlı var, geri gelmeyi de düşünmüyorlar. Onlara ev kiralamaya çalışıyoruz, çoğunu da yerleştirdik eşyalarını. Tabak ve kaşığına kadar ayarlamaya çalışıyoruz ama dönmeyi düşünen yok maalesef. Halkımız duyarlıdır ama yeter ki Vanlılar kendi içinde bir sinerji oluşturabilsin. Rant sağlamaya çalışan siyasilere prim vermesin. (…) Hacı Rüstem Boz: Zeki Hocam, bir de yıkılan binaların taşeronlarını yazsanız... Kim yapmış bu binaları ve bunlarla ilgili şu an ne aşamada işlemler? (…) Hüsna Ronak Kaya: Hocam Van’daki acı gerçeği çok güzel kaleme almışsınız, size teşekkür ediyoruz. Ama daha bu duruma at gözlükleriyle bakanlar var. Çevresinde olup bitenleri görmeyen ya da görmek istemeyenler var. Onlardan ricam duruma biraz objektif bakmaları... Belediyenin yaptığı yardımlar da göz ardı edilemez. Burada saf tuttuğum düşünülecek belki... Ama her şeyden önce bir insan olarak gerçekleri göz ardı edemem buna vicdanım el vermez. Zeynep Aydemir: Tribünlere oynanmaktan vazgeçilse hocam inanın sorunlar çözülür. Ama ne yazık ki her şey yapılıyor denilse de ses var ne yazık ki görüntü yok... Semih Taşdemir: Hocam keşke herkes sizin gibi Van hakkında böyle önemli tespitlerde bulunabilse ve hassas olabilse. Bu denli duyarlılığınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Gür Bilge: Her türlü desteğe hazırım. İnternet sitelerim ve STK organizasyonu için . Yeter ki bu bariz realiteyi tüm Türkiye’ye ve dünyaya söyleyelim Ertuğrul Delibaş: Kaleminize sağlık Hocam... Mazlum olup zulme ses çıkarmamak zalimliğin getirisidir. Siz Mazlum da değilsiniz zalim de... İçe akıtılan çığlıklarını kelimelere dökerek halin tercümesi olmuşsunuz. Umuyor ve diliyorum ki tercüme ettiğiniz bu hali herkes sahiplenir ve mazlum olmaktan kurtulur... Aksi takdirde tarih zalim kabul edecektir bu zihniyeti… Muhammed Eren Çoban: Hocam ben her şeye varım. Ne yapalım! Van bitti desenize. Biz madem şehrin üniversite koluyuz o zaman hocam sizin önderliğinizde hepimiz toplanıp eylem yapalım! Siyasiler ayağımıza gelecek. Bunu biz yapacağız hocam. Semih Taşdemir: Ben de varım. Van halkı için geleceğimiz için.. Gür Bilge: Teori zamanı değil pratik zamanı. Kim elinden ne geliyorsa yapsın. Tabi ilk aşamada bunun plan programı yapılsın. Bir ORGANIZASYON YAPALIM. Muhammed Eren Çoban: En büyük ses üniversitedir. Bunu başarıya ulaştırırsak tüm Türkiye bizi duyar. Yoksa üniversite bir şey yapmasa unutun gitsin. Semih Taşdemir: Ben Sakarya’da haritacıyım izin alırım yine gelirim.. Yeter ki bir organizasyon yapalım.. Gür Bilge: Evet, insani sorumluluğumuzu tarih ve gelecek nesillerimizin huzuru için yerine getirelim. Bu viraneye dönmüş Cennet bağının sorunlarını tüm Kamuoyu ile paylaşalım ki mevcut sorunlar daha iyi anlaşılsın. Eğer bunu dile getirmezsek ortada çok ciddi problemlere sorunlara gebe bir Wan var gelecekte. Semih Taşdemir: Bana sorarsanız sivil toplum örgütleri ile bir organizasyon içinde olmamız lazım ,üniversiteler gerekiyorsa üniversiteler ile de organizasyon içinde olalım. Hepimiz güzel düşünüyoruz ama bu yazdıklarımız havada kalmasın lütfen... Gür Bilge: ilk önce sosyal medya üzerinden bir grup kurup izleyeceğimiz yol haritası için toplantı günü belirleyelim. Ve gönüllü olarak bu işte yer alacaklar bu toplantıya iştirak etsin. Ve elindeki imkânlar dâhilinde medya ya STKlara ulaşmaya çalışalım. Wan için toplumsal sorumluluk hareketi! Semih Taşdemir: gerekirse facebook üzerinden bir etkinlik oluşturabiliriz sesimizi duyuramadığımız kesimlere de ulaştırmayı başarmış oluruz ... Gürgin Şeylan: Her ne olursa olsun biz buradayız, ilk depremden son artçılara kadar! Van için elimizden geleni de yapacağız. Bence uyumayalım, uyuyanları da uyandırma vakti gelmiştir. Gür Bilge: Ben Wandaki tanınmış sevilen birkaç simayı da bu gönüllü sorumluluğa dâhil edeceğim. Böylelikle halk daha çabuk bu konuda bilgi sahibi olur. Karşı karşıya bulunulan durumun ciddiyetini halk kavramış olur. Mehmet Zeki Sarp: Zeki hocam, öylesine sarsıcı, acı ve gerçek bir tespitte bulundunuz ki, durumun vahametini algılamak konusunda dahi tereddütler yaşıyoruz. Kabullenilmesi güç bir durum. Şu ana kadarki beklentiyle zaman bütün endişeleri giderecek herkes evine dönecekti, Biraz güçlendirme biraz onarım sıva boya derken devletin de yardımıyla bahara kadar rahata kavuşulacaktı İnsanların umudu hayali buydu. Oysa sizin verdiğiniz alarmla Bu Umutların yerini Karamsar bir tablo alacak, ister istemez. Yeniden umutlanmak ve bu acı gerçekliğin üstesinden gelmek için neler yapılabilir? Bu süreç oldukça zorlu olacak. Allah herkesin yardımcısı olsun... Okan Irmaksever: Sayın hocam ben de bir Vanlı olarak sizin Van depremiyle ilgili bu haberinize ve değerlendirmenize katılıyorum. İnanın Van ve Van’da yaşayan insanlar mağdur durumdalar. Evet tam 3 ayı geride bıraktık, borçlar geldi kapıya dayandı. Bankalara olan kart borçları, kredi borçları insanların belini bükecektir. Hükümetin Van için özel bir program hazırlayıp acilen uygulamaya geçmesi gerekir. İnsanların psikolojisi deprem ve deprem sonrası yaşanan ve yaşanacak stresli günleri inanın kaldıramaz. Emin olun çok kötü sonuçlar doğurabilir. Temennimiz çok kötü sonuçlar doğmadan tedbir alınması. Veysel Gezici: Yaşananları ve yaşanacak olanları tüm çıplaklığıyla çok güzel bir şekilde ifade etmişsiniz hocam. Yalnız bu yazdıklarınızı hangi sivil toplum kuruluşu ya da hangi vekilimiz yerine getirecek? Birileri propaganda peşinde birileri kıyak emeklilik peşinde! Kimileri verdikleri sözleri yerine getirmemek için çocukça bahanelerin arkasına saklandı. Kimisi de Van 2014 de büyükşehir olacak diye elimize elma şekeri verdi ve arkalarını dönüp gitti. Van yalnız Van… Öksüz Van… Çocuk Esirgeme Kurumuna bırakılan bir çocuk gibi kaderine terk edildi. Hocam yapılacak tek şey halkımızın geri dönerek taşın altına herkesin elini sokarak hep birlikte Van’ımızı eski haline hatta eskisinden daha iyi hale getirmek! SADECE BİZBİZE olalım hocam. Başkasına ihtiyacımız yok hocam. SAYGILARIMLA..... Zeynep Aslanoğlu: Gerçekten yorumlarınıza katılıyorum. Van’a dönmek için can atıyoruz ama gidebileceğimiz evimiz yok. Aynı zamanda orta hasar verilip geçiştirilmiş. Gidip de kalan yok. Orta hasarlı evlerin vebalini üstlerinden attılar. Şimdi iş özel şirketlerde. Kolonların röntgenini İstanbul da belediyeler çekerken bizim hasarlı binalarımıza sadece çekiçlerle bakılıyor. Herkes bir çıkmazın içinde. Van’daki binalar biz Vanlılara yetmeyecek! Tolga Öntürk: Sevgili hocam, satırlarınızda söylemek istediğiniz şeyleri sizi iyi bilen bir öğrenciniz olarak çok iyi anladım. Van’ımızın durumunu çok iyi özetlemişsiniz. Hamit Ağırtaş: Sayın hocam evvela saygı ve selamlar dileğiyle, yazılarınızı büyük bir beğeni ile takip ediyorum önce yüreğinize sonra dilinize sağlık.. Dinçer Öztürk: Hocam siz her zaman gerek YYÜ’de okuyan öğrencilerinize gerek van halkına karşı bir hoca ve akademisyen nazarından ziyade bir baba, bir ağabey gibi davrandınız ve onların üzüntülerini ve sevinçlerini hep paylaştınız. İYİ Kİ VARSINIZ! Ece Öz: Çok duyarlısınız hocam. Çok teşekkürler. Kalbinizden gecen bu iyi niyetler için. Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Herkesin taşın altına elini sokması lazım. Bunu da sesimizi duyurarak yapabiliriz.
Başka söze gerek yok! Bu seslere kulak verilse yeter! Haber Kaynağı: Merkürhaber
sadece vangurbetteki vanlı, 4 ay önce yorumladı
inanın memleketimizin eski haline gelmesini ve bir an evvle o coşkuyu ve güzellikleri yaşamayı tekrar arzu ediyoruz. elbette memleketimizdir sahiplenmemiz gerekiyor. yoksa vanımızı eski haline geri getirmek çok uzun yılları bulabilir. ancak meclise gidenlere çok işi düşüyor düşmesinede ancak ne yazıktırki, onlar bu durumu pek yaşayıp görmüyorlar. inaşllah gören duyan ve van için gerçekten yürekli insanların olacağına inanıyorum. bu imkanı sunan değerli hocama saygılar
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
![]() |