|
SON DAKİKA
Özel Haber: Tekstilkent Van'a Ne…
Bu Çile Ne Kadar Sürecek?
Öğrencilere Kayak Eğitimi
Van Depremi Raporunda İlginç Açıklamalar
Can Ozan Tuncer Yazdı: Van FenerleriBaşınızı yukarı kaldırmadan önünüze ya da yere doğru bakarak yürüdüğünüzde hiçbir sorun yokmuş hissine kapılıyorsunuz. Kaldırımlar aynı kaldırımlar, çukurlar aynı çukurlar, çamur aynı çamur.
Başınızı yukarı kaldırmadan önünüze ya da yere doğru bakarak yürüdüğünüzde hiçbir sorun yokmuş hissine kapılıyorsunuz. Kaldırımlar aynı kaldırımlar, çukurlar aynı çukurlar, çamur aynı çamur. Gökyüzüne doğru baktığınızda çok katlı binaların soğukluğu kışın soğuğunu ışık hızıyla yararak sert bir tokat gibi yüzünüze iniveriyor. Ne balkonlarda asılı çamaşırlar, nede pencere önlerinde rengârenk çiçekli saksılar duruyor artık. Depremlerin peşine hayatı saran kış, yaşamı zor kılsa da, şükür etmeyi yüreğine sabır taşı yapmış Vanlılar içeride ya da dışarıda leylakların açacağı, uşkunların tezgâhlara düşeceği günleri bekliyor. Bir çok sanayi şehrini geride bırakıp Türkiye’nin en kirli havasına sahip şehir ünvanını korurken, azalan nüfusla beraber farkında olmadan havamızda temizleniverdi ancak bu kadar sorun arasında buna sevinecek bir halimizde olmadı. Askerlik ve talebelik yapmış ekseriyeti erkek olan depremzedeler için konteynırlardan ve çadırlardan çerezli bekar muhabbetleri geceye yayılırken, her ikisini yapmamış olanlar için yeni bir dünyanın kapıları açılıveriyor. Gece, mesai sonrasında uyanık kalanlar için nöbet demektir. Devletler ve kurumlar geceleri uyku moduna geçer ve nöbetler başlar. Geceye kalanların bir kısmı bir nevi toplumun bekçileridir. Evinin eşyalarına göz kulak olmak için, ailesini konteynerlere veya il dışına gönderip, boş bulduğu ilk yere çadır kuranlarda bu nöbete ister istemez ortak oldular. Depremler zorunlu bekçilik müessesinin de kurulmasına vesile oldular. Sorun sorunu kovalıyor, eski standartlarda olmasa da çözüm bir şekilde bir yerlerden geliyor. Ama herkesin kafasını aynı soru kurcalıyor; peki ya yarın ne olacak? Bu sorunun cevabını çok uzakta aramayanlardanım. 1999’da Marmara bölgesinde yaşanan büyük depremlerden sonra ne olduğuna bakmaya çalıştım. Çok değil 13 sene önce büyük deprem yaşamış bölgeler bugün eskisinden daha güzel bir haldeler. Ankara’da bir alışveriş esnasında telefon konuşmama kulak misafiri olup Van’dan geldiğimi anlayınca, Düzce depremi anılarını anlatmaya başlayan ve sonunda Ankara’ya yerleşen departman görevlisi kendisi için hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığından yakınırken derin bir hüzne bulanmıştım. Daha sonra Düzce’de kalıp, Deprem sonrasında on yılda Düzce’nin ne kadar geliştiğini ve ne kadar ileri gittiğini anlatan bir arkadaşımla sohbet etme fırsatı bulduğumda hüzün üzerimden uçup gitti. Düzce’nin en büyük şansının sanayi yerleşkelerine yakın olması gibi bir düşünce aklımı kurcaladı durdu. Biraz eşeleyince depremden sonra en önemli faktörün sadece ama sadece memleketinize sahip çıkmak için bir araya gelebilmekten geçtiğini anladım. Hepimize bekçilik ve depremzedelik dışında büyük görevler düşüyor. Bugün hepimiz bir fener gibi umudu kırılanlara, Van’dan vazgeçme niyeti olanlara yol gösterici olmalıyız. Binalar anlamsız bir karanlık içinde yeniden ışıldamayı beklerken, esnaf çek,senet dertleriyle boğulmaya tam anlamıyla başlamadan, birlik ve beraberlikle bu şehri ilmek ilmek yeniden ayağa kaldırmak ve kalkındırmak zorundayız. Kim olarak mı? Belki bir avuç, belki de bir bütün olarak… Şimdi Van’a sahip çıkma zamanı. Sadece Van diyenlerle değil, ‘Önce Van’ diyenlerle yola koyulma zamanı. Haber Kaynağı: Merkürhaber
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
SIK KULLANILANLARA EKLE . |