|
SON DAKİKA
Kendini Beğenme Tutkusu
Ayça Soner merkurhaber@gmail.com
İnsanlar dinden uzak bir yaşam sürmeye başladıklarında, din ahlakının kazandırmış olduğu içtenlik ve samimiyetin yerini, soğukluk ve ciddiyet almaya başlar. Bu şekildeki tavırlar ise insanın samimiyetsiz olmasına, yere ve zamana göre tavır değiştirmesine neden olur. Bu ahlaka sahip olan insan düşüncelerinden konuşmalarına ve tavırlarına kadar değişir. Bu yapmacıklığa örnek tavırlardan biri ise kendini beğenme tutkusudur. Kendini beğenme tutkusu çeşitli şekillerde kendini gösterir. İnsanlar genel olarak sahip oldukları nimetlerden ötürü kendilerini beğenirler. Bunlardan en başta gelenleri; mal-mülk sahibi olmak, güzel olmak, ün ve saygınlık sahibi olmak, zeki olmak, iyi bir eğitim almış olmak. İlk önce mal-mülk konusuna değinecek olursak; lüks bir araba sahibi olmak, güzel bir evde oturmak, holding sahibi olmak insanların kendini beğenme tutkusunu kamçılayan değerlerdendir. Örneğin bu insanlar ev alırken ilk önce çevresi tarafından nasıl görüleceğini esas alırlar. Kendi beğenileri ikinci plandadır. Bu anlamda evin mevkii, büyüklüğü, maddi değeri önem arz etmektedir. Bu zihniyetteki insanlar Kuran ahlakından uzak yaşadıkları için, kendini beğenme tutkularını kamçılayan bu tutkular, onlar için güç sahibi olmak adına olması şart unsurlardır. Oysa Rabbimiz Kuran’da güç ve onurun Kendi katında olduğunu haber vermiştir. Ve Rabbimiz bunu seçtiği kullarına nasip eder. Bu nimete kavuşmak için ise, Allah’a katıksızca yönelmek şarttır. Din ahlakından uzak yaşayan insanların güç unsuru olarak gördükleri değerler, onlara Allah katında bir fayda sağlamayacaktır. Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir… (Fatır Suresi, 10) İnsanda kendini beğenme tutkusunu oluşturan diğer konu ise güzel olmaktır. Güzel olmak, Rabbimiz’in bir nimet olarak dilediği kullarına nasip ettiği bir hoşluktur. Ve Allah dilediği zaman bu nimeti kulundan geri alabilir. Güzel olmak çok kolay kaybedilebilecek bir nimet olmasına karşın, insanın cahilce tutkusunu yaptığı bir unsurdur. Güzel olmak, Allah’ın insanı imtihan için yarattığı bir süstür ayrıca. Ve güzelliği Allah’tan bilmeyen insanlar, bunu egoları haline getirirler. İnsan egosunu arttıran diğer bir etmen de ün ve saygınlık sahibi olmaktır. Örneğin ün ve saygınlık sahibi olan bir kişi ne kadar cahil, ne kadar basit tavırlara sahip olsa da, sahip oldukları bu kişinin değer görmesine neden olur. Oysa güzellik unsurunda olduğu gibi saygınlık ve ün sahibi olmak da geçicidir. Allah bu nimetleri kullarını denemek için vermektedir. Ancak bunları kendinden bilen insanlar, cennetteki üstünlüğün değerinden bihaber yaşamaktadırlar. De ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin Katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir." (Ali İmran Suresi, 15) İnsanların sahip olduklarının mutlak sahibi Allah’tır. Ve Rabbimiz dilediği kullarına, dilediği kadarını nasip eder. Hiç kimse bunun ötesinde bir nimete sahip olmaya güç yetiremez. Tüm nimetlerin sahibinin Allah olduğuna kesin olarak inanmış olan samimi inananlar, asla sahip olduklarından dolayı böbürlenmezler. Tam tersine bu nimetlerden dolayı sürekli şükür içinde olurlar, azgınlaşmamak için dua ederler. Asıl nimetlerin Allah katında olduğunu bilir, yaşamlarını buna göre düzenlerler. "İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (Lokman Suresi, 18) Yükleniyor...
|
![]() |