|
SON DAKİKA
Karanlığa Küfredeceğinize Bir Mum Yakalım
Şükrullah Yavuzer yavuzersukrullah@hotmail.com
Zamanın birinde bir vali şehrin ana yollarından birinin ortasına bir kaya koyar. Halkın tepkisini ölçmek için tebdili kıyafet bir kenarda durup bekler. Yoldan geçmek isteyenler koca kayanın etrafını dolanarak geçmek zorunda kalmışlar. Geçerlerken oflanıp söylenenler olmuş. Valiyi eleştirenler olmuş. Vali bu rezaleti nasıl görmez! Bu kayayı yolun ortasından neden kaldırtmaz? Karşı tarafa geçmek için halk neden sıraya girmek zorunda kalır? Bu eziyet Allahtan reva mıdır? … Halk bu kadar vergi veriyor, saraydan bu kadar yardım geliyor neden bir şeyler yapılmıyor?…Şikâyetler ayyuka çıkar. Bir takım insanlar çıkıp valiyi protesto ederler. Vali istifa diye bağırırlar. Bu sırada sırtında bir küfe ile yoldan geçen bir köylü yolun ortasındaki kayayı görür, sırtındaki küfeyi indirir. Kayayı elleriyle yoklar sonra var gücü ile yüklenerek kayayı yolun kenarına doğru sürükleyerek yolu açar. Eğilip küfesini sırtlayacağı sırada yerde bir kese görür içi altın dolu. Keseyi açar altınların yanında bir de not görür üzerinde ‘bu altınlar kayayı yoldan kaldırana aittir. Bu yol, bu devlet hepimizindir. Her şeyi devletten beklemek doğru değildir. Yapabileceğimiz birçok şeyi ille de devlet yapsın diye beklemek yanlış bir davranıştır.’Yazısı bulunmaktadır. Köylü bu durumdan büyük bir ders alır ve halkın günlerdir neden boş yere eziyet çekmesine anlam veremez. 23 Ekim ve 9 Kasım da iki büyük deprem yaşadık. Sarsıldık, üzüldük, korktuk… Maddi ve manevi kayıplarımız oldu… Sevdiklerimizi başka şehirlere uğurladık. Ayrılıklar yaşadık. Kadere ve kazaya iman ettik. Şükrettik bu denli büyük bir felaketi ucuz atlattığımız için… Bu felakette gerçek anlamda mağdur olanların yanında, korku ve stres hariç hiçbir zarar görmeyenlerimiz oldu. Ama gel gelelim hiçbir zarar görmeyenlerin feryadı ayyuka çıkıyor. Devlete, belediyeye, STK’lara, milletvekillerine veryansın ediyor. Maaşlı olduğu halde tüm giderlerimi devlet karşılasın diye bekliyor. Maddi imkanı yerinde olduğu halde, evi zarar görmediği halde bana konteynır verilsin diye bekliyor. Kollarını sıvayıp yaraları saracağına, eliyle diliyle insanları yaralıyor. Elini taşın altına koyacağına taşın üstüne oturuyor. Yaşanan problemleri çözmede yardımcı olacağına problemin bir parçası oluyor. Karanlıkta iken yanında mum bulunmasına rağmen mumu yakma zahmetinde bulunmuyor ve karanlığa küfrediyor. Sonra avazı çıktığı kadar bağırarak yaraları sarmaya çalışanları acımasızca eleştiriyor. Krizi yönetmeye çalışanların da depremzede olduğunu, krizi en iyi şekilde yönetmeğe çalışırken hataların olabileceğini ve bunun normal bir şey olabileceğini unutup hiçbir şey yapmadan yuvasında gagasını açıp yem bekleyen yavru kuş misali her şeyi devletten bekliyor. Bu tür davranışların ne derece doğru olduğunu sorgulamak lazım. Lazım ki bu güzelim şehir yeniden eski görkemli günlerine kavuşabilsin. Kavuşma hızlanabilsin. Sorunlar en aza indirgenebilsin… Herkesin katılımı ile bir sinerji oluşabilsin… Haydi!karanlığa küfredeceğimize bir mum yakalım… Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]() |