Terör örgütü PKK taraftarları, her yıl belirli günlerde korsan eylem
için sokaklara dökülüyor. 15 Şubat (Öcalan'ın yakalanışı), 21 Mart
(Nevruz), 4 Nisan (Apo'nun doğum günü), 15 Ağustos (PKK'nın ilk
baskını-Eruh), 9 Ekim (Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması) ve 27 Kasım
(PKK'nın kuruluşu) tarihleri, onlar için 'çatışma günleri' demek.
Bunlara son üç yılda yenileri de eklendi. 12 Haziran 2007'de başlayan
Ergenekon soruşturması, örgüt sempatizanları için âdeta yeni bir eylem
dönemi oldu. Emniyet verilerine göre, Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ)
soruşturmasının başladığı tarihten sonra PKK taraftarları da korsan
gösterileri yoğunlaştırdı. Her ETÖ operasyonundan sonra onlar da araç
yakma eylemleri için sokaklara çıktı. Örneğin 22 Ocak 2008'deki ETÖ
soruşturmasının üçüncü dalgasından sonra İstanbul'un 6 ilçesinde 26
araç yakıldı. 22 Şubat'taki dördüncü dalga sonrası 32, 1 Temmuz'daki
altıncı dalga sonrası 4, 26 Ekim'deki dokuzuncu dalga sonrası 37, 7
Ocak 2009'daki onuncu dalga sonrası 38 olmak üzere toplam 137 araç
yakıldı. Ayrıca ETÖ iddianamesinin kabul edildiği 25 Temmuz 2008'den
sonra Güngören'de meydana gelen patlamada 17 vatandaş hayatını
kaybetti. Emniyet'e göre, ETÖ soruşturması ile PKK'nın yaptırdığı
eylemler arasındaki paralellik hiç de tesadüfî değil.
ETÖ
iddianamesinin ek klasörleri içinde yer alan ve 273 sayfalık bir rapor,
PKK-Ergenekon arasındaki derin bağlantıları gözler önüne seriyor.
Raporda geçen gizli tanık, itirafçı ve sanıkların ifadeleri ile
şüphelilerde ele geçirilen belgeler, Ergenekon'un PKK'yı nasıl
kullandığını ortaya koyuyor. Raporda, terörist başı Öcalan ve üst düzey
örgüt mensuplarının Ergenekon'la bağlantıları da irdeleniyor.
GENÇ SUBAY YERLEŞTİRME PLANI
PKK'nın
Ergenekon tarafından yönlendirildiğini gösteren en önemli delil,
tutuklu sanıklardan Veli Küçük ve Ümit Oğuztan'ın evinde ele geçirilen
'Panzehir' isimli doküman. Bu belgeye göre ETÖ, Öcalan'ın tutukluluk
halinden faydalanarak örgütü AB ve ABD hamiliğinden kurtarıp kendi emri
altına sokmayı planlıyor. Bunun için terör örgütü liderinin vereceği
mesajların özel kuryelerle Kandil'e iletilmesi gerektiği belirtiliyor.
PKK'yı tamamen tasfiye etmek yerine başkanlık konseyine 'genç
subaylar'ın yerleştirilmesi uygun görülüyor.
Eski terörist
Selim Çürükkaya, son 10 yıldır Apo'nun iki asker tarafından
kullanıldığını söylüyor. Bu isimlerin tutuklu sanıklardan Levent Ersöz
ve Hasan Atilla Uğur olduğunu iddia ediyor. Ersöz, İmralı Cezaevi'nin
inşasından sorumluydu, Uğur ise Öcalan'ın ifadesini alan komutanlar
arasındaydı. Çürükkaya, Öcalan'ın bu iki isimden aldığı talimatla
hücresinden hem örgütü hem de sempatizanları yönlendirdiğini ileri
sürüyor. Bu kapsamda Türk-Kürt halkını karşı karşıya getirmek ve Kürt
gençlerinin dağa çıkmasını kolaylaştırmak için 2002-2008 arasında
Öcalan'ın isteği doğrultusunda toplam 525 korsan gösteri ve
molotofkokteyli saldırısı düzenlenmiş. 2002'de 'önderliği sahiplenme'
ve 'demokratik serhıldanı (sivil itaatsizlik) geliştirme' kampanyası
ile başlayan gösteriler, 2007'ye kadar değişik gerekçelerle devam
etmiş: Önderliğe özgürlük ve sözde tecrit (2004), Gemlik yürüyüşü ve
Öcalan'ı sahiplenme (2005), Öcalan'ı siyasi iradem olarak kabul
ediyorum (2006), Apo'nun zehirlendiği iddiası, tecrit, Önder Apo'yu
yaşa ve yaşat kampanyası (2007), ben de Sayın Öcalan diyor, kendimi
ihbar ediyorum kampanyası ve Öcalan'ın kötü muameleye maruz kaldığı
iddiası.
Tanıkların ifadelerine göre, Öcalan'ın bu derin
ilişkisi PKK'yı kurduğu günlere kadar gidiyor. Gizli tanıklardan Deniz,
Öcalan'ın 12 Eylül darbesinden haberdar olduğunu, kendisine gelen
ihbarla Suriye'ye kaçtığını iddia ediyor. Uzun yıllar PKK içinde yer
alan gizli tanık Galip ise 12 Eylül'den önce sadece Öcalan'ın değil
örgüt üyelerinin de grup grup yurt dışına çıktığını ileri sürüyor.
1984'ten
sonra Öcalan'ın Ergenekon ile ilişkisini sağlayan kişinin İşçi Partisi
(İP) lideri Doğu Perinçek olduğu ifade ediliyor. ETÖ iddianamesinde
'fabrikatör' olarak belirtilen Perinçek, 1989 ve 1991'de Şam ve
Bekaa'da PKK lideri ile görüştü. İddia edilen ETÖ'nün teorisyeni olarak
görülen Perinçek, PKK kampında askerî törenle karışılandı. 10 gün
kaldığı kampta kendisine özel oda tahsis edildi. Eski MİT görevlisi
Mehmet Eymür, Perinçek'in bu dönemde yayın organlarıyla PKK'yı
desteklediğini, askerî operasyonlarla büyük darbe yiyen terör örgütünün
yeniden toparlanma sürecine girmesine yardımcı olduğunu söylüyor. O
tarihlerde dağa çıkışın arttığını kaydeden Eymür, 1996-1997 yıllarında
Apo'ya düzenlemeyi düşündükleri suikastın engellendiğini iddia ediyor.
Eski
MİT görevlisinin anlattıklarına göre, 1994'ten sonra Şam'da yaşamaya
başlayan terörist başına suikast için özel bir ekip kurulmuş. Ancak bu
suikast planı dönemin Genelkurmay ikinci başkanı Çevik Bir tarafından
engellenmiş. Eymür, suikastın Öcalan'a haber verildiğini de ileri
sürüyor. PKK'da bir dönem yöneticilik yapan Bülent Dumlu başka bir
gerçeğe dikkat çekiyor. Ona göre, Apo 1992-1998 yılları arasındaki
ateşkes kararlarını talimatla ile verdi. Bu kararların bozulmasını da
yine aynı mihraklar istedi, Öcalan uyguladı. Almanya'da yaşayan eski
PKK yöneticisi Şükrü Gülmüş, Öcalan-Ergenekon ilişkisiyle ilgili şok
bir iddiada bulunmuştu. Gülmüş, bu ilişkiyi sağlayan kişinin adını da
vermişti: "Ergenekon'un en iyi tanığı Yalçın Küçük'ün bacanağı Cenk
Duatepe'ydi. PKK terörünün en hengâmeli döneminde Duatepe, Suriye
Başkonsolosuydu. Yalçın Küçük bir gece Abdullah Öcalan'ın evindeydi,
bir gece Duatepe'nin yanındaydı. Küçük, Öcalan'la görüşmek için sık sık
Suriye'ye gidip geliyordu." Ergenekon'un yaptığı işleri PKK'nın
üstlendiğini ileri süren Gülmüş, 7 askerin şehit olduğu Aralık
2009'daki Reşadiye saldırısının ardından aktifhaber.com sitesine
yaptığı açıklamada, "Reşadiye saldırısı, 'derin PKK' olarak bilinen KCK
ile cunta arasındaki işbirliğiyle yapıldı" demişti.
Terörist
başının bu derin bağlantıları gündeme bomba gibi düşerken, Ergenekon
davasının 115. duruşmasında da ilginç bir gelişme yaşanmıştı. Ergenekon
savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in talebi doğrultusunda mahkeme heyeti,
Öcalan'ın dava dosyasını istedi. 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bu talebi
yerinde bularak dosyayı Aralık 2009'da Silivri Mahkemesi'ne gönderdi.
Ergenekon savcıları, iki aydır Öcalan dosyasını inceliyor.
15
yıl boyunca örgütte kalan Bülent Dumlu, sadece Öcalan'ın değil PKK'nın
üst düzey yöneticilerinin de Ergenekon üyesi olduğunu belirtiyor. Ekim
2008'deki Aktütün saldırısının emrini veren ve astsubaylıktan ayrılıp
PKK'ya katılan Kadri Çelik'in bölgede hâlâ irtibatlarını devam
ettirdiğini iddia ediyor. Dumlu, Ergenekon'la bağlantılı bir başka
örgüt yöneticisinin Murat Karayılan olduğunu şöyle anlatıyor:
"Karayılan 1992-1999 arasında Botan saha komutanlığı yaptığı dönemlerde
bu bölgede bulunan devlet güçlerinden PKK'ya yapılacak operasyonlarla
ilgili kendisine istihbari bilgiler geldiğini söyledi. Hatta bu
operasyonların nereye kadar devam edeceği, askerlerin geçiş
güzergâhları ile ilgili bilgiler aldığını bize söylüyordu." Gizli tanık
Kıskaç da JİTEM istihbarat elemanı olarak çalıştığı dönemde benzer
olayları yaşadığını anlatıyor. Yıllarca terör örgütünde yer aldıktan
sonra kaçtığını ifade eden Kıskaç, 200 kişilik PKK grubunun yerini
bildirmesine rağmen Veli Küçük'e yakın subayların operasyon
yapmadığını, kendisinin de buna çok şaşırdığını kaydediyor.
Diyarbakır
Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın 22 Ekim 1993'te
operasyon için gittiği Lice'de öldürüldüğünü hatırlatan Kıskaç, "Lice
Jandarma Bölük Komutanlığı'na o gün geleceğini Fikri Karadağ ile birkaç
kişi biliyordu. Böyle bir suikast için paşanın oraya geleceğini bilmek
gerekiyor. Çünkü paşa çok profesyonelce öldürüldü." ifadelerini
kullanıyor. 1996'da Veli Küçük'ün Giresun Jandarma Alay Komutanlığı
döneminde PKK ve DHKP-C'nin Karadeniz'e açılma fırsatı bulduğunu
kaydeden Kıskaç şöyle devam ediyor: "Küçük'ün sorumluluk alanı terörün
yuvası haline geldi. 2006'da Osman Gürbüz'le görüştüm. 15 milyon doları
olduğunu söyledi. Levent Ersöz tarafından Cizre ve Silopi'ye
gönderilmiş. Orada bazı sorgulamalara katılmış ve Serdar Tanış ile
Ebubekir Deniz isimli iki HADEP'linin kaçırılması olayına katılmış."
İŞTE DOSYADAN ÇARPICI DETAYLAR
- Bülent Orakoğlu: Ergenekon'un PKK'sını tespit ettik ama üzerine gidemedik
- "1984'ten sonra Öcalan'ın Ergenekon'la ilişkisini sağlayan kişi Perinçek'ti."
- TAK, PKK'dan ayrı bir örgüt olarak kuruldu. eylem yeri metropoller ve turizm bölgeleriydi.
- Pilot Necati için gelen telefonlar