TEKNOLOJİ
SAĞLIK
EĞİTİM
ETKİNLİKLER
ORTADOĞU
VAN
HAKKARİ
ŞIRNAK
GENEL
MAGAZİN
DİNİ
KÜLTÜR SANAT
SİNEMA
YEREL
POLİTİKA
ASAYİŞ
ÇEVRE

FİLLER TEPİŞİR ÇİMENLER EZİLİR


İskender Sezek

İskender Sezek

07 Haziran 2016, 16:55

Günümüz dünyasında şayet daha makul kanallar varsa hak arama yöntemi olarak silahlı mücadeleyi seçmek ve sürdürmek tasvip edilebilir değildir. En kötü siyasal mücadele en iyi silahlı mücadeleden daha iyidir.

Hele ki çatışmaların sivil alanlara yayılması, tamiri bazen imkânsız yıkımlara sebep olabileceği gibi fanatizmin, radikalizmin, psikolojik ayrışmanın tetikleyicisi olur; diyalog kültürünün de çatışma kültürüne kurban gitmesinin önünü açar.
 
30 yıldır ülkede Kürt Sorunu kaynaklı süren sıcak çatışma dönemi boyunca sanırım söylenmedik söz, önerilmedik yöntem kalmadı. Silahlı mücadelede ve ona mukabele anlamında da denenmedik yöntem kaldı mı bilmiyorum. Aynı kısır döngünün içinde debelenip duruyoruz. Umutsuzluk aşılamak istemem ama devletin ontolojik karakterinden kaynaklı politikalar ve örgütün kullandığı enstrümanlar gösteriyor ki bu kan banyosu artarak devam edecek.

Bu tür süreçler için Hegel'in ünlü bir sözü çok kullanılır: “Tecrübe ve tarih öğretir ki, insanlar ve devletler asla tarihten ders almazlar ya da ondan çıkan ilkelere göre hareket etmezler.”

Yıkılan kentler, yerinden-yurdundan olan insanlar bu sözün doğruluğu için yeterli kanıttır.
 
Bu bağlamda mağdur ve mazlum Yüksekova'yı ele alalım mesela, daha önce binlerce kez kurşunlanan Yüksekova'yı…
 
Kürt kültürünün en "ari" halinin yaşandığı, büyük çoğunluğunun siyasal tercihini çok bilinçli yaptığı, ticari hinterlandının geniş olduğu, Alpleri aratmayan coğrafyasıyla doğa harikası bir kent silahlı hesaplaşma alanına çevrilmemeliydi, böyle bir yıkıma mahkûm edilmemeliydi.
Kürt siyasetinin bir işaretiyle binlerce insan meydanlara doluyorken işi 17-18 yaşlarındaki çocuklara havale etmek aklın, vicdanın alabileceği bir şey değildi.
 
Ne olacaktı ki, günlerce sokaklarda, caddelerde oturulsaydı, tencere-tava çalınsaydı, taraflar arasında etten duvar örülseydi, o çocukların bir tek mermi atmaması için ikna yolları sonuna kadar denenseydi?
Bugünkü ölüm ve yıkımdan daha iyi olmaz mıydı?
Şayet topyekûn bir kalkışmanın provası değil idiyse bu?
Lakin,Anton Çehov'un söylediği ve Türk filmlerinde anlamını bulan bir gerçek var: Duvarda bir silah asılı duruyorsa o silah filmin bir yerinde mutlaka patlar.”
Patladı ve durmadan patlıyor işte.
Denecektir ki, bütün suç Kürt hareketinde mi?
Elbette hayır.
Derinliğine inildiği zaman devletin yüz yıllık hatası ve günahı görülür.
Bu son süreç gerçeğinde irdelersek, hükümetin “silahlı çözüm"de ısrarcı olduğu ve buna dünden razı olduğu, topyekûn güvenlikçi politikaları demokratik açılımlara kesinlikle tercih ettiği aşikârdı. Çünkü yıllardır test etmiş ve sürdürülebilir olduğuna kanaat getirmiş bir yöntem bu. Ekonomik açıdan maliyetli olsa da hâkimiyet egosunu tatmin edici, profesyonel (paralı) orduya geçişle beraber toplumsal tepkinin minimum düzeye indirildiği salt silahlı mukabele oldukça cazip geldi. Fakat şu gerçek bilinçli olarak hep es geçildi ve geçiliyor: güvenlikçi politikalar demokratik adımlarla beslenmezse kendi karşıtlığını çok daha radikal bir şekilde besler, büyütür.
 
Bu tespitler ışığında şu sorulabilir: peki, devlet ne yapabilirdi?
 
Devlet sivil alanı daha fazla genişletebilir, Kürt siyasetine şehirlerin silahsızlandırılması konusunda büyük sorumluluk yükleyebilirdi. İmralı'nın demokratik çözüm perspektifine kesinlikle ters düşen bu hendek, barikat meselesini İmralı'dan alacağı bir mesajla bertaraf edebilirdi, tıpkı açlık grevleri, Kobani olayları ve daha birçok olayda yaptığı gibi.
Ama yapmadı.

Çünkü ülkede ölecek yoksul Anadolu çocukları çok ve savaş ekonomisi de hazırlanmış anlaşılan.
 
Ve işte böylece döndük yine acı gerçeğe:
Filler tepinecek, çimenler ezilecek.
 
Yazık.
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.