|
SON DAKİKA
Deprem Sonrası Yapılan Çalışmalar
Kendi Evladı İçin Doktor Dövenler…
Hükümete Bıçak Gibi Sorular?
Ramazan'ın Habercisi Üç Aylar Başlıyor
Eyne Ente Ya Selâhaddin! (Nerdesin Ey Selahaddin!)
Bekir Saylam anzaf777840@hotmail.com
Sevgili Merkür okurları,
Sevgili İslam gençlerimiz, bu yazı daha çok sizin için, Toplumlar, yetiştirdikleri büyük adamlar ölçüsünde büyüktürler. Toplumlar yetiştirdikleri büyük adamları unutmadıkları, onları yeni nesillere birer örnek olarak tanıttıkları nispette bütünlüklerini sağlayarak hayatlarını devam ettirirler. Büyük adam yetiştiremeyen toplumlar başka toplumların büyüklerini örnek almak durumuna düşerler. Bu hal toplumumuza zarar verir. İslam toplumu tarihin her devrinde kendisine yön verecek, İslam varlığını temsil eden büyük adamlar yetiştirmiştir. Bizdeki büyük adamların sayısı diğer toplumlara nazaran, çok fazladır. İlmi görüşle İslam tarihini inceleyen yabancılar bile kabul etmişlerdir. Birkaç bölümden oluşacak bu yazımlarda İslam toplumunun büyük adamlarından biri olan, düşmanların gönlünde dahi hayranlık uyandıran, Saadet asrında, Sahabe ikliminde yaşamadığı halde, Sahabe kabul edilen ve Özgürlük Şairimiz Mehmet Âkif ERSOY’ UN şiirinde “Şarkın En Sevgili Sultanı” dediği, İslam’ın şahsiyetli lideri Selâhaddin EYYUBİ’Yİ anlatacağım. Amacım günümüz sorunlarına cevap aramanın yanında sizlerin ve özellikle gençlerimizin, Liderimiz Selâhaddin Eyyubî hakkında araştırma yapmaya, O’nun dünyaca örnek tavırlarını da hayatımızda uygulamaya yönetebilirsem vazifemi yapmış sayacağım. Ser levha(başlık) olarak aldığım Eyne ente ya Selahaddin!(Nerdesin Ey Selahaddin), şimdi hatırlamıyorum hangi televizyon kanalında izlediğimi, Filistinli bir kadın ellerini yukarıya kaldırıp bağırıyordu. Eyne ente ya Selahaddin!(Nerdesin Ey Selahaddin), evet şimdi daha iyi anlıyorum kadını, çünkü İslam devletlerini birleştirecek ve haksızlığa karşı duracak bir lider arıyordu. Günümüz İslam toplumlarının çoğunun, İsrail’in Filistin ‘e karşı zulmüne sessiz kalmalarını protesto ediyor gibiydi adeta… Selahaddin Eyyubi ne yapmıştı da aradan 800 yıl geçmesine rağmen Filistinli kadın onu kurtarıcı olarak istemekteydi. Selahaddin Eyyubi 1138 yılında Irak’ın Tikrıt kasabasında dünya ya geldiği zaman İslam Coğrafyasında 33 beylik, emirlik ve devlet vardı. Böyle bir parçalanmışlık vardı. 1071 yılında da Alpaslan Malazgirt savaşında Bizanslıları yenince Anadolu’nun tapusu Müslüman Türklere geçti. Avrupa kendi dinlerinden olan Bizanslıların kaybettiği ve Müslümanların eline geçirdiği Anadolu toprağını geri almak için bir takım hazırlıklar içine giriyordu. Biz ne yapıyoruz bu gün yaptığımız gibi birbirimizle didişiyoruz. Bizim didişmelerimizden yararlanan Vatikan, başkanlığında 9(dokuz) sefer sürecek ve 200 yıl boyunca devam edecek Haçlı seferlerinin temelleri atılıyor. Demek ki bizim başımıza ne geliyorsa birbirimize düşmemizden gelmiyor mu? Bir söz vardır: “Birbirleriyle kavga eden dostlar, düşmanlarıyla baş edemezler”. 1092 de Melikşah vefat edince I. Kılıçaslan Anadolu Selçuk Devletini kuruyor. Kurulunca I. Haçlı seferi de başlıyor. 1099 da Kudüs İslam’ın elinden çıkarak, Ezan sesi diniyor. Selahaddin Eyyubi dünya ya merhaba dediği zaman 39 yıl Kudüs işgal altındaydı. Kudüs’ün işgal altında olmasına yüreği dayanamayan Selahaddin Eyyübi’nin annesi O’nu ninni ninni, dandini dandini dasdana diyerek büyütmüyordu. Kudüs, Kudüs, Kudüs’ün Fatihi olacaksın ezgileriyle büyütüyordu. Annesinin hedefini içinde büyüten ve hedefine ulaşmak için çalışan Selahaddin İlk yönetici olarak Şam’ın Şurta emirliği, askeri hayatına ise amcası Musul atabeyi Şirkuh’un yanında yardımcı komutan olarak başladı. Amcası Şirkuh ölünce 31 yaşında hem Suriye Askeri birlikler komutanlığına hem de Melik unvanıyla Mısır Vezirliğine atanan Selahaddin. Suriye Emiri Nurettin Zengi de ölünce 1175 yılında yerine geçti. 1183 yılında Şam’da bir İslam birliği şurası toplayarak bütün Müslüman emirlerini haçlılara karşı ortak bir güç oluşturma çabasına girdi. Bunda da muvaffak oldu. 1187 yılında haçlı ordusunu Kuzey Filistin’de ağır bir şekilde yendi. Selâhaddin’in İçindeki Kudüs yangını da gittikçe büyüyordu. Onun için Kudüs’ü birçok yönden kuşatarak 2 Ekim 1187 yılında Kudüs’ü teslim aldı. Haçlılar gibi katliam yapmadı ve yaptırmadı. İlk kıblegahını gülsuyu ile yıkayan Selahaddin, askerleri ile beraber şükür namazını burada kılarak Filistin’e huzur getirdiler. Hasılı kelam Filistinli kadının, Eyne Ente Ya Selahhadin demesinin sebebini şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü İslam birliğini sağlamış bir komutan, Mübarek Kudüs şehrinde Ezan’ın tekrar okunmasını sağlayan bir lider, Katliam yapmayan bir savaşçı, Kendinden olmayanlara karşı adaletle şefkatle hükmeden eşsiz yönetici, sarayı olmayan bir hükümdar… Devamı bir başka yazıda… Sevgiyle Esenlikle kalın, Sevgili dostlar… Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]() |