|
SON DAKİKA
Van Depreminde Hayatını Kaybeden Japon…
Zambak Yayınları, Vanlı Depremzede Çocuklara…
Diyarbakırda Van'lı Depremzedeler İçin Toplanan…
Caddeler Küskün
Bilgin Berge bilanadolu@hotmail.com
Bir cadde düşünelim Van ilinde... Herkesin bildiği, yürüdüğü ve gürültünün hâkim olduğu bir cadde olsun...
Doğunun incisi olarak tanımlanan Van ilimizin Cumhuriyet Caddesi'nden bahsetmek istiyorum. Bu caddemizde hemen her gün göze çarpan bazı durumlar söz konusudur. Aklınıza hemen inşaat ya da yol yapım çalışmaları gelebilir. Ama bunlar değil. Daha önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu. Evet, bugünkü konumuz Cumhuriyet Caddesi'nde yıllardır eksik kalmayan ve her sene aralarına yeni bireylerin de katıldığı dilenciler ile çocuklardan bahsedeceğim. Cumhuriyet Caddesi'nde dilenen insanlardan; selpak, sakız gibi şeyler satan çocuklardan ve aç kalanlardan haberdar mıyız? Haberimiz varsa eğer bu bireyleri ne kadar tanıyoruz? Dilencilerin hepsi gerçekten yoksul mudur? Selpak satan tüm çocukların ailelerinin maddi durumu kötü müdür gerçekten? Dilenmeyip açlıktan ölenler için bir şeyler yapıyor muyuz? İnsanoğlu geçmişten bugüne ve bugünden yarına hayatını sürdürmek için yeme içme gibi ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Aksi durumda kişinin hayatını sürdüremeyeceğini biliyoruz. Bunun için kişi ya çalışır, ya birinden yardım alır ya da dilencilik yaparak bu ihtiyaçlarını karşılar. Ancak dilencilik olayını ülkemize yakışık bir durum olarak görmüyorum. Gerek komşu gerekse de komşusu olmayan ülkelerde en basit bir olayda bile yardım elini esirgemeyen Türkiye dilenciler konusunda gereken hassasiyeti veriyor mu, vermiyor mu gibi endişelerim var. Öbür yandan dilenciler dışında bir de caddede selpak, sakız gibi ürünler satan çocuklar da gözden kaçmıyor. Ki isteseniz dahi gözünüzden kaçıramazsınız. Çocukların sizin kolunuza girmesi; "abla, abi, amca, teyze, dayı" gibi kelimelerle arkanızdan seslenmesi; "sevdiğinin başına n'olur bir tane al" demesi gözden kaçacak bir durum olmasa gerek! Hadi o anda selpak ya da artık sattığı şey neyse aldık diyelim. Peki, sonra ne olacak? Benim almam, Ali'nin alması, Mehmet'in alması ya da sizin almanız neyi değiştirecek? Bu çocuk yine gelip size bir şeyler satmak istemeyecek mi? Siz yarın da bu caddede geçmeyecek misiniz? Aynı durum dilenciler için de geçerli değil midir? Siz bir dilenciye para verdiğinizde başka gün de oradan geçtiğinizde yine sizden para istemeyecek mi? Siz belki çok zenginsiniz, her gün sizden para istemesi umurunuzda değildir ve rahatlıkla tekrar tekrar para verecek gücünüz vardır. Peki, ya parası olmayan ya da parası olup da bu paraya kıyamayanlar ne yapacak? Ne Yapılmalı? Öncelikle dinlemek, görmek ve onlara şans vermemiz gerekiyor. Nasıl mı? Tabi ki iletişim kurarak... En basitinden bir çocuğa "neden selpak satıyorsun?" sorusunu sorabiliriz. Muhtemelen çocuk bu soruya cevap veremeyecektir. Cevap verse de "para kazanmak için" şeklinde bir yanıt olabilir. Çünkü bu soruyu anlayacak yaşta değildir belki. Hatta bazıları ben fakirim, babam çalışmıyor, paramız yok demekten utanç duyuyor. O hâlde sorumuzu değiştirmemiz lazım. Farklı bir şekilde onlarla iletişime geçmeliyiz. Onları rencide etme gibi bir hakkımız yok. Neticede rencide etmediğimizi düşünsek de karşı tarafın ne düşündüğünü bilemeyiz. Öbür yandan bazıları üç beş kuruş yardım ettikten sonra ben olmasam açlıktan ölürdün der ya; işte o duruma gelmemeli! Dilencilerle de ancak iletişime geçerek onlara yardımcı olabiliriz. Eğer gerçekten bir güvenceleri yoksa ve devlet onlara yardım etmiyorsa durum yetkili kurumlara bildirilebilir. Bir stadyuma trilyon dolarlar harcayan bir devlet bu insanlarımızın rahata kavuşmalarını sağlayacak güce sahiptir diye düşünüyorum. Bir Başbakan Van'ın Cumhuriyet Caddesi'ni bilmez. Türkiye'de on binlerce cadde var. Hatta belki daha fazla vardır. Caddeler dışında sokakları da eklersek işin içinden çıkamayız. Demek istediğim başbakan da olsanız cumhurbaşkanı da olsanız herkesi bilmeniz size güç gelebilir. Ki bundan dolayı bakanlıklar, valilikler, belediyeler var. Bundan dolayı biz varız. Birbirimizi bilmek, yardımlaşmak, el ele vermek için varız. Varsa bir aksi durum bunu biz bildireceğiz. Vali bilmiyorsa biz bildireceğiz. Sanmayın ki bunu yaparak bir yere varılamayacağını. Emin olun Ankara'da dilenci görmeyen biri Van ilinde de dilenci yoktur diye bilebilir. Bizler olaylara sadece kendi penceremizden bakıyoruz. Karşı taraftaki kişiyi düşünemez hâle gelmişiz. Sadece yorumluyoruz. Bir şeyler yapmak için belki de uğraşmak istemiyoruz ya da bu durumdan haberdar değildik. Eğer değildik diyorsanız, artık haberdarsınız. Sizin de el uzatacağınız bir el vardır elbette. Yaptığım araştırmalara göre dilencilerin çoğu zengin oldukları hâlde dileniyorlar. Sokakta, orada burada bir şeyler satan çocukların çoğu ise aileleri tarafından ticarete atılma niyetiyle çalışmaktadır. Bazıları ise ailenin maddi durumu gerçekten kötü olduğu için çalışmaktadır. Bunu artık bildiğimize göre bu çocuklarla sohbet edecek miyiz? Onları dinleyecek miyiz? Bunları çoğumuz belki yapmayacak. Aman ne uğraşacağım sokak çocuklarıyla gibi düşünceler olacak. Hadi bunu da geçelim. Peki, ya hiç dilenmeyip açlıktan ölenlere ne demeli? Sokak çocuklarını en azından görüyoruz. En azından aç kalmıyorlar. Ama öte yandan aç kalanları da unutmamak gerekir. Bu insanlarımıza da el uzatmamız lazım. Düşünsenize bir parça ekmek bulamayan bir sürü insan var içimizde. Hangi milletten olursa olsun sonuçta bir insan açsa, ona el uzatmak görevimiz olmalıdır. Hem birine yardım etmek için zengin olmak şart değildir. Zaten herkes kendine göre zengindir. Aç kalanların kalbi o kadar çok zengin ki, onların bir duası belki sizi cennete götürecektir. Kim bilir ama el uzatmak o kadar güzel bir duygu ki, sizler yaşadınız mı bilmiyorum. Ama inanın el uzatan hiçbir insan pişmanlığı tatmayacaktır. Bugün 23 Ağustos 2011 Salı. Mübarek Ramazan Şerifleri'nin 23. günü. Ramazan da bitmek üzere... Bu mübarek ayda inanıyorum ki halkımız yoksullara elini uzatacaktır. Önümüzde Kadir Gecesi var. Önümüzde nice güzel günler var. Hadi artık bir yerden başlayalım. "Farkında olmalı, artık benim haberim var demesini bilmeli..." KIRIK KALEM VAN [ 23 Ağustos 2011 Salı ] Başka bir zaman, başka bir yazıda görüşmek dileğiyle... Baş tacısınız. Bilgin BERGE Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]() |