|
SON DAKİKA
Van Depreminde Hayatını Kaybeden Japon…
Zambak Yayınları, Vanlı Depremzede Çocuklara…
Diyarbakırda Van'lı Depremzedeler İçin Toplanan…
Öğretmenlerimizi Rahat Bırakın...Onlar Bize Emanet
Yahya Yıldız yyildiz72@gmail.com
Eğitim-Öğretim yılına başladık... Bu sene daha fazla öğretmen ataması oldu... Öğretmen adaylarına müjde, formasyon kursları açılıyor... Milli Eğitim Teşkilat Yasası değişti... Hakkâri’de çobanlık yapan Muhammet Bahçeşehir Üniversitesi'ne yüksek bir puanla yerleşti... Ve benzeri başka başka eğitim haberleri süslüyor gazeteleri. Dün(28 Eylül) ilk yürek burkan haber: Elazığ'ın Arıcak İlçesi'nin Yoğunbilek Köyü öğretmenleri Gökhan Yıldız, Abdullah Karan,İrfan Sarıkaya ve vekil öğretmen İsmail Yücel,teröristler tarafından kaçırıldı.Yüreğim burkuldu,göğsüm daraldı... Onların tedirginliğini, onların korkulu ve ürkek bakışlarını adeta, üzerimde hissettim. Aynı köyde birlikte görev yaptıkları 4 bayan öğretmenin ve minibüs şoförünün serbest bırakılması sıkıntımı biraz olsun hafifletti. Onların da kısa sürede bırakılacağına yorumladım bunu. Ve bugün(29 Eylül) bu sevinçli haberi duyacağımı umarken ''Kaçırılan Öğretmen Sayısı 12 Oldu'' haberi beni daha da şoka götürdü. Diyarbakır’ın Hazro ilçesi Çiftlibahçe Köyü’ndeki Canaydın İlköğretim Okulu öğretmeni Ahmet Ürün ile Lice İlçesinde 3 ayrı köyde görev yapan 6 Öğretmen ve yine haberi ancak gazeteye düşen önceki gün kaçırılan yine Lice İlçesi'nin Baharlar köyü öğretmeni Mehmet Gözbaşı... Toplam 12 öğretmen. Devam edecek mi? Rakamları istatistik için mi tutacağız...Yoksa sadece çocuklarımızı eğitmek amacı ile,onların yarınlara daha emin adımlarla yürümeleri için ellerinden tutmak amacıyla, onların dünyayı daha iyi tanımaları için, kendilerinin farkında olmalarına destek olmak için, bilmem nerelerden gelip o köylere giden bu genç öğretmenlerimizin tedirginliklerini, ürkekliklerini, korkularını yüreğimizde hissederek, onlarla aynı duyguları yaşayarak “Öğretmenlerimizi Rahat Bırakın... Onlar Bize Emanet… Emanetlerimizi Geri Getirin...” diye kaçırıldıkları yerlere doğru bağırmayacak mıyız? Ey ahali... Ey o köylerin Kürtleri... Ey Bu Diyarların İnsanları... Ey Sivil Toplum Örgütleri... Ey Öğretmen Sendikaları... Ey...Ey...Ey… Susacak mıyız? Öğretmenlik mesleği fedakârlık mesleğidir. Öğretmenlik mesleği sevgi mesleğidir. Öğretmen çocuklar için, yeni ekilen fidanlara verilen can suyu gibidir. Öğretmen çocuğun gözünde parıldayan ışıktır, hayattır. Toprağın çatlaklarından en bilinmez yerlere kadar işleyerek hayat verendir. Çok önceleri beni etkileyen ama kime ait olduğunu unuttuğum bir kitapta öğretmen ile ilgili bir diyalogu hiç unutamıyorum.''Savaş sırasında oluşturulan kamplardan sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim, hiç bir insanın görmemesi gerekeni gördü; iyi eğitilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin öldürdüğü bebekler, lise ve üniversite mezunu insanların vurduğu, yaktığı kadın ve erkekler... Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden istediğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın... çabalarınız bilgili canavarlar, becerikli psikopatlar üretmesin...'' Başka öğretmenlerimiz bu genç kardelenlerimizin, meslektaşlarımızın acısını, üzüntüsünü yaşamasın istiyoruz. Kaçırılan Öğretmenlerimizi de en kısa zamanda aramızda, görevleri başında görmek istiyoruz. Çünkü işimiz var... Acelemiz var... Daha çok, daha çok ”İnsan” yetiştirmek istiyoruz Öğretmenlerimizi rahat bırakın...Onlar bize emanet...Emanetlerimizi geri getirin... Yükleniyor...
|
![]() |